Page 118 - BizimKöylerimiz
P. 118
ÇAKIRALAN
yıllarını ve hayat mücadelesini içtenlikle anlatıyor: “Biz çocukluk nedir bilmedik.
Sabah kalktık mı okula, oradan döndük mü çobanlık, ardından eve… Ama parayla
işimiz olmazdı. Çay, ada çayı; yumurta orada; ekin ekiyorsun öküzle, sabanla.
Şimdi sofraya oturuyorsun sofrada on çeşit var. O zamanlar sabah tarhana pişiri-
lirdi, beş kişi bir sofraya otururduk; tabağın bitti mi, bir daha doldur. Pazar ekmeği
gördük mü bayram ederdik çünkü yılda ancak bir kez olurdu. Sonrasında hayat
mücadelesi başladı; hanım halı dokurdu, millet burada okey oynarken ben dışarı-
da ayakkabı boyardım. Zamanım boşa gitmesin diye…” Mustafa Amca’nın anlat-
tıkları, hem bir dönemin zorluklarıyla hem de çalışkanlık ve dirayetle örülmüş bir
hayatın hikayesi olarak gözlerimizin önünde canlanıyor.
Çakıralan’dan ayrılma vakti geliyor. Burada dinlediğimiz hikayeler gösteriyor ki
gençlik de geçmişin sayfalarında kalmışsa onu geride bırakmak göründüğü kadar
kolay olmuyor. Paylaşılan her anı belleğimizde yer ediniyor. Ayrılmadan önce,
hasat zamanı geldiğinde Çakıralan’ın daha da sessizleştiğini not defterimize ekle-
meyi unutmuyoruz.
114

