Page 13 - BizimKöylerimiz
P. 13
Adını rüzgar tanrısı Aiolos’un soyundan gelen Mylasos’tan alan Milas, doğal kaynaklarıyla da öne çı-
kıyor. Özellikle Sodra Dağı eteklerindeki mermer ocakları, antik dönemde kentin zenginliğine işaret
eden unsurlardan biri oluyor. Bu kaynaklar sayesinde kentin dört bir yanında tapınaklar yapılıyor;
Milas, sanat ve mimaride önemli bir nokta haline geliyor.
Milas’ın çok katmanlı tarihsel mirası, günümüze ulaşan mimari yapılarda karşılık buluyor. Mauso-
los’un babası için inşa edilen Hekatomnos Anıt Mezarı, Halikarnas Mozolesi’nden daha eski bir
yapı. Roma dönemine ait Gümüşkesen Mezar Anıtı, Mozole’nin minyatürü olarak kabul edilirken
Baltalı Kapı, kentin surlarından günümüze kalan tek örnek. Milas’ta erken Bizans dönemine ait su
kemerleri, Osmanlı döneminden kalan camiler ile tarihi hanlar da dikkat çekiyor.
Milas çevresindeki antik kentler de bölgenin tarihi zenginliğini gözler önüne seriyor. Menteşe Bey-
liği’ne başkentlik yapmış olan Beçin, erken dönem Türk mimarisine dair önemli örnekler sunarken
Labraunda ise Karialıların kutsal alanı olarak öne çıkıyor. Euromos Antik Kenti’nde yer alan Zeus
Lepsynos Tapınağı Anadolu’nun en iyi korunmuş yapılarından biri. Ayrıca Iasos, Herakleia/Latmos
ve Bargylia gibi kentler farklı dönemlere ait arkeolojik kalıntıları, tapınakları, surları ve kaya resimle-
riyle Milas’ın tarihsel çeşitliliğini gözler önüne seriyor.
Tarih boyunca Milas, birçok farklı topluluğa ev sahipliği yapmış çok kültürlü bir yerleşim olarak ilgiyi
hak ediyor. Osmanlı döneminde Türklerden sonra şehirde en kalabalık ikinci etnik grup Rumlar.
19. yüzyıla gelindiğinde ise Rumların ardından gelen en büyük azınlık Museviler. 2024 yılı verilerine
göre ise nüfusu 150.520’ye ulaşan Milas’ta yaşayan halkın büyük bölümünü Yörük ve Türkmen
kökenli topluluklar oluşturuyor.
Milas, zengin ve çeşitli somut olmayan kültürel mirasıyla da dikkat çeken bir şehir. Özellikle coğrafi
işaretli Memecik zeytinyağı ve bu yağın temelini oluşturduğu yöresel yemekleriyle öne çıkan Milas
mutfağı, şehrin kültürel kimliğinin temel taşları arasında yer alıyor.
Milas’ta tarım, ekonominin temel direği. Özellikle zeytin, ilçenin sembolü. Coğrafi işaretli Memecik
zeytinyağı, asırlık zeytin ağaçlarının bir armağanı olarak sofralara ulaşıyor. Ayrıca börülce, naren-
ciye, domates, incir ve pamuk üretimi de dikkat çekiyor. Hayvancılıkta öne çıkan ise küçükbaş
hayvancılığı ve arıcılık.
Bu üretim kültürünün doğrudan yansıdığı alanlardan biri de sofra geleneğidir. Milas’ın yemek kültü-
rü, bölgenin tarımsal zenginliği ve özellikle zeytincilikle şekilleniyor. Yöre ekonomisinde önemli
bir yer tutan zeytin aynı zamanda sofraların vazgeçilmezi. Yağlı zeytin, çekişge, salamura ve
bastırma gibi zeytin çeşitleri yaygın olarak tüketilirken zeytinyağı, neredeyse her yemekte kul-
lanılıyor. Milas mutfağında sebze ve otlardan yapılan geniş bir yemek yelpazesi mevcut. Bö-
rülce çullama, ebegümeci kavurması, kenker (şevketi bostan), karnabahar tatarı ve patlıcan
ekşilemesi gibi yemekler yöreye özgü lezzetler arasında sayılabilir. Ayrıca hardal, tilkişen,
palandiz, semizotu ve kuru biberle hazırlanan salatalar da sofraların vazgeçilmezi. Bu sebze
ve ot yemekleri hem sağlıklı hem de doğayla iç içe bir mutfak kültürü olduğunun göstergesi.
Hamur işleri de Milas mutfağının önemli bir parçası. Çaykama böreği, tepsi böreği, vekilharç,
bulgur böreği, pirinçleme dökmesi ve katmerli börek gibi çeşitler yöresel hamur işi zenginliğini
yansıtıyor. Etli yemekler arasında ise kanlı kavurma, et kavurması, etli pırasa ve ekşili köfte öne
9 9

