Page 15 - BizimKöylerimiz
P. 15
varlıklı ailelerden gelen Stephanephoroslar tarafından yönetiliyor. Tarihi boyunca birçok farklı kül-
türe ev sahipliği yapan kent, MÖ 6. yüzyılda Helenleşmeye başlıyor, Hellenistik dönemde önemli
bir yerleşim haline geliyor. Roma döneminde ise büyüyüp gelişiyor ve Bizans döneminde pisko-
posluk merkezi oluyor. Bugün Ören’de tapınaklardan şehir surlarına, hamamlardan su kemerlerine,
kaya mezarlarından lahitlere kadar birçok arkeolojik kalıntı görülebiliyor. Bölgede günümüze ulaşan
yapılar arasında antik şehir surları, Zeus Khrysaoreus Tapınağı ve Kurşunlu Yapı önemli yer tutuyor.
Tapınaklar arasında en dikkat çekenlerden biri, Korint ve İyon düzeninde yapılarla süslü olan ve Zeus’a
adanmış olduğu düşünülen tapınak. Antik kentteki lahitler, kayalara oyulmuş oda mezarlar ve Roma
dönemi hamamı da bölgede görülebilecek tarihi kalıntılar arasında. Roma İmparatorluğu’na ait dört
büyük yapı kalıntısı da şehrin içinde. Akyapı olarak adlandırılan çok sütunlu büyük bir bina kalıntısı şehrin
dışında kılıyor. Roma ve Bizans dönemlerinde, sur dışına taşan birçok kalıntının bulunması, bölgenin bu
dönemlerde daha büyük ve daha nüfuslu bir şehir olduğunu gösteriyor. Antik liman yapıları ve ampho-
ra kalıntıları da bölgenin tarihsel Akdeniz ticaretindeki yerini ortaya koyuyor.
Doğasıyla da büyüleyici bir yer olan Ören; çam ormanları, zeytinlikler ve maki bitki örtüsüyle kaplı.
Çamların yoğunlaştığı alanlarda adaçayı, kekik, elmaçayı ve defne gibi aromatik bitkiler de yaygın
olarak bulunuyor. En dikkat çekici doğal özelliklerinden biri, dünyada nadir görülen yabani orkide
türlerine ev sahipliği yapması. Sırtını dağlara yaslayan beldenin önünde Kocaçay’ın taşıdığı alüv-
yonlardan oluşan verimli bir ova uzanıyor. Ova, bölgenin tarımsal faaliyetleri için önemli bir kay-
nak sağlarken 640 metre yüksekliğindeki Kocadağ, Gökova Körfezi ve Ören manzarasını kuşbakışı
izlemek için bir seyir tepesi işlevi görüyor. Gökova Körfezi, Türkiye’nin en zengin balık çeşitliliğine
sahip iç denizlerinden biri olarak çipura, lahoz, sinarit, levrek, fangri ve mercan gibi türlerle balıkçı-
lığı bölge halkı için önemli bir geçim kaynağına dönüştürüyor.
1990’lı yıllara kadar yöre halkının geçim kaynağı ağırlıklı olarak narenciye, susam, tütün, pamuk ve
hububat yetiştiriciliği, hayvancılık ve geleneksel el sanatlarına dayanıyor. Halı, kilim, ipek ve çeşitli
tekstil ürünlerinin dokumacılığı önemli bir yer tutuyor. Belde çevresindeki köylerde halı, kilim, ipek
ve çeşitli tekstil ürünlerinden oluşan geleneksel el sanatları üretimi yapılıyor. Özellikle taban halıları
dokumacılığı yörede önemli bir yere sahip.
Gereme halıları, Milas halıcılığının önemli bir kolunu oluşturuyor. Bozalan ve Türkevleri köylerinde
dokunan seccade tipi halılar, geleneksel mihrap motifleri taşıyordu. Ayrıca “ehram” ve “alaca” olarak
adlandırılan yün battaniyeler, köylerde kış günlerinde kadınların çalışırken yağmurdan korunmak
veya çeşitli nedenlerle şehre gittiklerinde omuzlarına almaları için dokunuyordu. Gereme yöresi
köylerinde vişne, yeşil, siyah, sarı, mor renklere boyanmış yün iplerle ince kilim şeklinde dokunan
bu battaniyelere “Gereme battaniyesi” de deniliyordu. Son yıllarda bu battaniyelerin dokunmasının
oldukça azaldığı görülüyor. Geleneksel el sanatları günümüzde kırsal kalkınma projeleriyle destek-
leniyor olsa da yaşatılması için hâlâ önemli çabalar gerekiyor.
1990’lardan itibaren gelişen turizm sayesinde Ören, konaklama olanakları, yat turizmi ve sahil res-
toranlarıyla canlanmış durumda. Buna rağmen kalabalık tatil beldelerinden uzak, sakinliğini ve öz-
günlüğünü koruyan nadide bir yer olmayı da sürdürüyor. Bu özellikleriyle Ören, hem doğanın din-
ginliğini hem de tarihin derinliğini yaşamak isteyenler için Gökova’nın saklı cenneti olmaya devam
ediyor.
11
11

