Page 14 - BizimKöylerimiz
P. 14

GİR İŞ












                        çıkıyor. Ayrıca düğün ve özel günlerin vazgeçilmez yemeği keşkek de Milas sofralarında kendine
                        özgü bir yere sahip. Tatlı olarak ise yörede en çok bilinen zerde. Milas mutfağı, doğallığı, zengin
                        malzeme çeşidi ve geleneksel tarifleriyle hem lezzetli hem de kültürel anlamda oldukça değerli.


                        Diğer yandan halıcılık, yüzyıllardır bölgenin kültürel ve ekonomik dokusunun önemli bir parçası.
                        Geleneksel yaşam tarzının önemli bir yansıması olan Milas halıları, bölgeye özgü desen ve teknik-
                        leriyle dikkat çekiyor. Halıcılığın Milas’taki geçmişi 16. yüzyıla kadar uzanıyor. 18 ve 19. yüzyıllarda
                        daha da gelişen bu zanaat, desenlerine ve renklerine göre “klasik” ve “barok” olmak üzere iki ana
                        grupta toplanıyor. Klasik Milas halıları eşkenar dörtgen biçimindeki mihrap desenleri, stilize bitki
                        motifleriyle tanınıyor. Ada Milas halısı bu türün eski örneklerinden ve kenar süslemeleriyle öne çıkı-
                        yor. Barok tarzı halılar ise Osmanlı’da Sultan Abdülmecid döneminde Batı etkilerinin arttığı yıllarda
                        ortaya çıkıyor. Bu halılarda düz çizgiler yerine kıvrımlı hatlar, kenarlarda ise stilize karanfil demetle-
                        rinden oluşan süslemeler görülüyor. Milas halılarının bir diğer önemli grubu da madalyonlu halılar.
                        Kare, dikdörtgen ya da altıgen şekillerde tasarlanan bu halılardan Karacahisar Halısı, Karacahisar
                        köyünde üretilen belirgin örneklerden. 18. yüzyıldan itibaren Milas halılarında yün iplik kullanılıyor,
                        doğal ve kök boyalarla renklendirme yapılıyor. Bu geleneksel halılar günümüzde Milas’ın bazı köy-
                        lerinde yaşatılmaya çalışılıyor.


                        Milas’ta geleneksel olarak düzenlenen boğa güreşleri, yerel festivaller ve tarıma dayalı şenlikler ise
                        halkın sosyal yaşamında önemli bir yer tutuyor. Her yıl düzenlenen Milas Kültür Festivali, Zeytin
                        Hasat Şenliği ve Ot Festivali gibi etkinlikler bölgeyi ziyaret edenler için özgün bir deneyim sunuyor.
                        Milas Gıda, Tarım ve Hayvancılık Fuarı da yöre ekonomisine katkı sağlarken geleneksel üretim bi-
                        çimlerini tanıtma işlevi görüyor.


                        Gökova’nın Saklı Cenneti: Ören (Gereme)
                        Milas’ın güneyine 45 km, Muğla merkeze 61 km ve Bodrum’a 68 km uzaklıkta bulunan, Gökova
                        Körfezi’nin kuzey kıyısında, dağların eteklerinde bereketli bir ovanın üzerine kurulmuş Ören, hem
                        doğası hem tarihiyle Ege’nin ve Milas’ın en özel köşelerinden biri. Ünlü deniz bilimci Kaptan Cous-
                        teau’nun “Dünyada cenneti arıyorsanız, işte Gökova!” iltifatına nail olan Ören’in güzelliği, Halikar-
                        nas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın “Roma’yı görün, sonra ölün derler ama bence Gökova’yı
                        görün, iyi ki yaşıyorum deyin!” ifadesiyle daha da pekişiyor.


                        Gökova Körfezi’nin kuzeyinde bulunan Ören beldesinin eski adı Ceramos. Bu isimden ötürü Gö-
                        kova zaman zaman Kerme Körfezi olarak da anılıyor. Ceramos ya da Keramos, adını Yunanca “se-
                        ramik” ya da “kiremit” anlamından alıyor ve bu da bölgenin bir seramik üretim merkezi olduğunu
                        gösteriyor. Keramos zamanla Gereme’ye dönüşüyor. Ören adı ise harabe anlamına geliyor. 17.
                        yüzyılda Evliya Çelebi, Ören’i “mamur, abadan, safir, bağlık-bahçelik bir köy” olarak tanımlıyor. Bir
                        dönem bölge, Kemerdere olarak da anılıyor. Bu isim, Kocaçay Vadisi’nde bulunan antik su kemer-
                        lerinden geliyor.

                        Antik Keramos, Gökova Körfezi’nin kuzey kıyısında yer alıyor. Kentin kurulduğu tarih kesin olma-
                        makla birlikte, MÖ 5. yüzyılda yerleşim izlerine rastlanıyor. Hellenistik dönemde, Keramos’un Stra-
                        tonikea ile yakın ilişkileri olduğu biliniyor. MÖ 129’da Roma İmparatorluğu’na bağlanan şehir, bu
                        dönemde giderek önemini kaybediyor. Ancak Roma İmparatorluğu dönemi ve sonrasında, şehir





            10
            10
   9   10   11   12   13   14   15   16   17   18   19