Page 152 - BizimKöylerimiz
P. 152

KALEM




               Osman Abi, yaklaşık 10
              yıl arıcılıkla uğraştığını ve
              bir dönem verim düştüğü
             için bu uğraşını mecburen
             bıraktığını söyleyerek kendi
                hayatından da bir kesit
                       paylaşıyor.






















                                                   muş!” Memnine Hala, sanki geçmişin zorlu ama bir o kadar da canlı günleriyle
                                                   bugünün konforlu ama durgun zamanları arasında sıkışıp kalmış gibi... Aşını odun
                                                   ateşinde kaynatıyor, sonra yollara düşüyor.

                                                   Memnine Hala’nın evinden ayrılıp köyü adımlamaya devam ediyoruz. Gözlerimiz
                                                   sarının sıcaklığıyla su mavisinin ferahlığını buluşturan o dingin köy meydanın-
                                                   dan dar sokaklara doğru ilerledikçe hayatın küçük ama anlamlı ayrıntıları çıkıyor
                                                   karşımıza. Okulun bahçesindeki kedi, bize hem meraklı hem de şaşkın gözlerle
                                                   bakıyor. Yol kenarında sıralanmış taş evlerin duvarlarından portakallarla dolu dal-
                                                   lar sarkıyor. Biraz ötede, bir balkonda sıralanmış kovanlar dikkatimizi çekiyor; her
                                                   biri birilerinin geçim kaynağı…

                                                   Yukarı doğru tırmandıkça karşımızda uzanan yemyeşil manzaraya dalıp kısa bir
                                                   soluk alıyoruz ve ayak üstü bir sohbete başlıyoruz. Orhan (Yılmaz) Abi köyün
                                                   zaman içindeki dönüşümünü tek bir cümleyle özetliyor: “Bu köy eskiden biraz
                                                   geriydi. Şu durumda biraz düzeldi.” O esnada, oğlunun santralde çalıştığını
                                                   öğrendiğimiz Osman (Korkmaz) Abi söze karışıyor. Az önce konuşan arkadaşının
                                                   gençliğini tebessümle hatırlıyor: “Bunun babasının bir katırı vardı. Katırın üstünde
                                                   ağa gibi gelir, giderdi. Sonra bir traktör aldı; tuvalete de gitse traktörle giderdi!”
                                                   diyor gülerek. Anılar hem gülümsetiyor hem iç ısıtıyor. Osman Abi, yaklaşık 10
                                                   yıl arıcılıkla uğraştığını ve bir dönem verim düştüğü için bu uğraşını mecburen
                                                   bıraktığını söyleyerek kendi hayatından da bir kesit paylaşıyor. Aldığımız bilgiler,
                                                   Kalem’de son dönemde arıcılığın yeniden canlanmaya başladığını gösteriyor.
                                                   Dinlediğimiz anekdotlar, burada hayatın hem değiştiğini hem de kendi doğallığı
                                                   içinde devam ettiğini gösteriyor.


                                                   Sohbetle birlikte Kalem gezimiz sona eriyor. Aracımıza binip köyden ayrılırken yol
                                                   kenarında oyun oynayan çocukları görüyoruz; neşeleri yola taşıyor. Bizi görünce
                                                   oyunlarına kısa bir ara verip coşkuyla el sallıyorlar, yanlarındaki minik dostları da
                                                   sevinçlerine ortak oluyor. Adeta bizi uğurluyorlar. Bu içten sahne, günün tüm
                                                   yorgunluğunu siliyor ve kocaman bir tebessüm yerleştiriyor yüzümüze.






            148
   147   148   149   150   151   152   153   154   155   156   157