Page 147 - BizimKöylerimiz
P. 147
de paylaşıyor: “Ben ticaretten dolayı köyde çok kalamadım. Girişte gördüğünüz Nazif Abi, ‘Burada bir çeşit
vergi toplama yeri varmış;
zeytinyağı fabrikası 2008 yılında bana aitti. Ama şans yaver gitmedi, büyük zarar kaymakamlık kalemi gibi…
ettim.” Ardından köklerine ve yaşamın döngüsüne dair bir hatırlatma yapıyor: Burada bir katip olurmuş. Kim
“Biz Yörüğüz, Yörük çocuğuyuz. Toroslar’dan gelmeyiz; Antalya, Tavas derken ne getirdi, kaç kişi geldi, ne
kadar buğday verdi; hepsi o
bu suyun sahasında kalmış dedelerimiz. Bu devridaim devam ediyor. Bugün biz günün şartlarında tek tek not
varız, yarın göçüp gideceğiz; yerimize torunlarımız gelecek.” Mehmet Muhtar, bir edilirmiş. Kalem olmasının
sebebi de o işte.’ cümleleriyle
köyün tarihinden daha fazlasını anlatıyor gibi… anlatıyor köyün adının
hikayesini.
Sohbet derinleştikçe Kalem’in daha da eski zamanlarına doğru yolculuğa çıkıyo-
ruz. Laf lafı açarken konu birden köyün adının nereden geldiğine geliyor. Nazif
Abi şöyle anlatıyor: “Köyümüz eski bir köy… O zamanlar para mı var? Buğdayla,
arpa, hatta keçiler saklanırmış, vergi vermemek için. Kalem olmasının sebebi de
o işte, ondan derler. Burada bir çeşit vergi toplama yeri varmış; kaymakamlık
kalemi gibi… Burada bir katip olurmuş. Kim ne getirdi, kaç kişi geldi, ne kadar
buğday verdi; hepsi o günün şartlarında tek tek not edilirmiş.” Bu bilgilerle birlikte
“Kalem” yalnızca bir köyün adı değil, geçmişte kayıt altına alınmış hayatların sim-
gesi haline geliyor.
143

