Page 146 - BizimKöylerimiz
P. 146

KALEM




















                                                   Gezdiğimiz köylerden farklı bir ritme sahip bir noktada, Kalem’deyiz. Burası, en
                                                   büyük gelirini arıcılıktan sağlayan, doğanın döngüsünü daha çok balı için takip
                                                   eden bir köy. İkinci sırada, buradaki sofralarda köklü bir gelenek olan zeytin var
                                                   elbette.


                                                   Köy meydanına adım attığımızda sanki zamanın akışı değişiyor. Bir anlığına
                                                   geçmişe gelmişiz hissine kapılıyoruz. Bakkalı, okulu, kahvesi, camisi… Hepsi aynı
                                                   noktada toplanmış. Bir de köye adeta bekçilik eden bir pînar ağacı… Bu görkemli
                                                   duruşuyla belli ki sadece gölge değil, anlam da katıyor toprağa ve meydana.
                                                   Pînar ağacının gölgesindeki köy kahvesinde kısa bir mola veriyoruz. Sessizlik,
                                                   zeytin mevsimine işaret ederken doğayla uyumlu bir yaşamın huzurunu da yan-
                                                   sıtıyor. Herkes zeytinde olduğundan kahvenin sorumluluğunu üstlenen köyün
                                                   bakkalı Nazir (Çakır) Abi karşılıyor bizi; misafirperverlikle çaylarımızı hazırlıyor.


                                                   Çaylarımızın dumanı henüz dağılmamışken Kalem Muhtarı Mehmet Korkmaz
                                                   çıkageliyor ve köyünü anlatmaya başlıyor: “Kalem’in asıl geçim kaynağı arıcılıktır.
                                                   Besicilik pek yok. Güz zamanı, 50-60 kamyon arı İç Anadolu’ya gider, çam balı
                                                   zamanı geri döner. Çok olmasa da orman işi yapanlar var. Ama esas mesele tica-
                                                   ret. Milas Vergi Dairesi kayıtlarına göre Kalem, çevre köyler arasında ticaret hacmi
                                                   açısından bir numara olabilir.” Detaya indikçe köyün dinamikleri gözümüzde
                                                   daha net canlanıyor: “Bal, zeytinyağı, canlı hayvan alım satımı... Bunların hepsi
                                                   burada. Santral ve kazı çalışmaları olduğu için kadınlar da çalışıyor.” Konu genç-
                                                   lere gelince muhtarın sesi gururla yükseliyor: “Benim gençliğim dışarı gitmedi.
                                                   Kalem’de yaklaşık 100 gencim var. Elbette Bodrum’da çalışanlar var; cumartesi
                                                   gelirler, pazartesi dönerler. İçlerinde tekne yapan da var, kaptan olan da… Yani
                                                   gençlerimiz çalışkan.” Muhtarın sözlerinden köyün ekonomisine dair detayları
                                                   öğrenmiş oluyoruz.

                                                   Güncel duruma dair bilgileri aldıktan sonra sohbetin yönü yavaşça geçmişe
                                                   doğru evriliyor. Mehmet Muhtar, çocukluğunun izlerini takip ederek bizi köyün
                                                   belleğinde bir yolculuğa çıkarıyor: “Bizim çocukluğumuzda araç yok, anca trak-
                                                   tör...” diye başlıyor anlatmaya. “Kalem lakaplı Mustafa vardı; 1975’ti sanırım, bir cip
                                                   almıştı. O yolu da rahmetli babam açtırmıştı. Babam da eski muhtar; 1969-1974
                                                   arasında görev yaptı. Sonra görevi kardeşine devretti. Suyu da amcam getirdi
                                                   köye. Cami de okul da onun döneminde yapılma.” Kendi yaşamından kesitler





            142
   141   142   143   144   145   146   147   148   149   150   151