Page 219 - BizimKöylerimiz
P. 219
Ahmet Amca eskinin
birlikte yaşama kültürünü
hatırlatıyor; paylaşılan
ekmeği, ortak sofrayı:
‘Eskiden dinlerdi insanlar.
Affedersin, beraber
yerdin, paylaşırdın.’
bir ses karışıyor araya; bir başka köylü, hayat pahalılığından dert yanıyor. Ahmet
Amca, başka bir değişime daha dikkat çekiyor: “Eskiden hanımlar halı dokurdu.
Onunla geçinilirdi. Ama şimdi? Halı bitti. Halı yapan kalmadı. Piyasa bitti. O yeni
şeyler çıktı işte… Fabrika halıları. Halıcılık öldü.”
Bu sırada sessizce dinleyen Tahsin (Karan) Abi lafa katılıyor. Hafifçe gülümsüyor
ama onun da sözlerinde bir burukluk var: “Benim hanım hâlâ halı dokuyor. Ama
dışarıda gidip çalışacak imkanı yok ki ev kadını zaten. Eskiden halı, aile bütçesine
katkıydı. Şimdi öyle değil. Bir inek, bir dana var; onlara bakıyor.”
Özgün Muhtar bir kez daha araya giriyor ve köyün güncel durumuna dair
tabloyu ortaya koyuyor: “Gençlerin yüzde 20’si dışarıda. Köyde 150 hane var,
toplam nüfus 560.” Cümlelerine geçim kaynaklarını sıralayarak devam ediyor:
“Turizm, zeytin, hayvancılık, santral…”
Sohbet yön değiştirip bir kez daha geçmişe uzanıyor. Ahmet Amca yeniden
devreye giriyor ve köyün kökenine dair bildiklerini paylaşıyor: “Denizli Ta-
vas’tan gelir bizimkiler. Yörük. Bir kişi konmuş buralara, sonra yerleşmişler. Ne
zaman bilmiyoruz, çok eski. O insanlar nereden baksan 80-90 yaşındaydı ben
15-20 yaşındayken. Hatta kabirleri vardı; ‘Tavas’ın kabirleri’ derlerdi.” Ahmet
Amca’nın anlatımıyla Çiftlik’in belleğin görünmeyen yanları çıkıyor önümüze.
Anlıyoruz ki Çiftlik bugün göç verse de aslında göçle büyümüş bir köy.
Köy kahvesinde açık oturum havasında süren sohbetimiz, bardağımızdaki son
yudum çayla nihayete eriyor. Bu kahvede duyduğumuz sözler değil, sessizlik de
bize çok şey anlatıyor. Buradakilerle vedalaştıktan sonra, Özgün Muhtar rehber-
liğinde köy sokaklarını adımlamaya başlıyoruz. Zaman sanki burada biraz daha
ağır akıyor; her adımda geçmişle bugünün harmanı gözümüze ilişiyor. İşte tam o
sırada, ellerinde zeytin kovalarıyla patikadan yola doğru ilerleyen birkaç köylü kadın
dikkatimizden kaçmıyor. Bizi görünce yüzlerinde kim olduğumuzu sorgulayan bir
merak seziyoruz. Ama sonra o bakışların yerini mahcup bir tebessüm alıyor.
215

