Page 218 - BizimKöylerimiz
P. 218

ÇİFTLİK




















                                                   Yeni durağımız: Çiftlik. Bu köy, içinde adından çok daha derin hikayeler taşıyor.
                                                   Nüfusun büyük bölümünü artık yaş almış sakinler oluşturuyor. Gençlerin yarıya
                                                   yakını, santralin çalışanı. Zeytincilik, hâlâ toprakla bağını koparmayanların ilk tercihi.
                                                   Hayvancılık ise ikinci sırada. Eskiden bu sıralamanın içinde önemli bir yeri olan arı-
                                                   cılık ise artık neredeyse yok denecek kadar gerilemiş. Sebebi, sadece zaman değil.
                                                   Orman yangınlarından sonra çam balı üretimi ciddi şekilde azalmış; bir zamanlar
                                                   uğultuyla dolan kovanlar, şimdi sessizliğe bürünmüş. Çiftlik, yavaş akan bir zama-
                                                   nın izini sürüyor gibi… Ama yine de burada hâlâ dirençle atan bir kalp var. Şimdi bu
                                                   kalbin sesine kulak verme zamanı.


                                                   Köye dair ne varsa öğrenmek üzere çıktığımız yol, sonunda bizi köy kahvesine
                                                   getiriyor. Burası öyle sıradan bir kahve değil. Aşağıya doğru inen merdivenler saklı
                                                   bir dünyaya açılan bir geçit gibi. Dalların altına gizlenmiş, yemyeşil bitkilerle çevrili
                                                   bu kahve bir yanıyla dinlenme, bir yanıyla da anlatma ve dinleme mekanı adeta.
                                                   Köyün serin soluğu gibi karşılıyor bizi; masalar, sandalyeler, göz ucuyla bakan ve
                                                   sohbete hazır bakışlar... İşte bu dingin atmosferde, aynı zamanda santralde çalış-
                                                   tığını öğrendiğimiz Çiftlik Muhtarı Özgün Musluk’la Çiftlik’in ritmini anlamaya bir
                                                   adım daha yaklaşmak için sohbete koyuluyoruz.

                                                   Köy kahvesinin serin gölgesinde Özgün Muhtar gözlemlediklerini anlatmaya başlıyor.
                                                   Cümleleri, geçmişe özlemin taşıyıcısı gibi: “Çocukluğumuzda büyükle küçük arasında
                                                   saygı, sevgi vardı. Herkes birbiriyle kenetlenirdi. İşler yardımlaşmayla yapılırdı. Şimdi
                                                   gençler çalışıyor, köyde fazla kalmıyorlar. Yaşlılar belli bir saatte kahveye çıkıyor sade-
                                                   ce…” Söze devam ederken, “Yeni nesil, eskiye göre daha farklı tabii. Bayramlar da öyle…
                                                   Eskiden bir aileye neredeyse on çocuk giderdi. Şeker, para ikram edilirdi, cümbür ce-
                                                   maat kutlanırdı bayram. Şimdi öyle hediyelikler, bayramlıklar da kalmadı. Düğünler de
                                                   farklıydı. Eskiden üç gün sürerdi. Şimdi iki gün, hatta bir güne düştü.” diyor. Sesinde bir
                                                   kırgınlık gizli. Özgün Muhtar’ın sözleriyle anlıyoruz ki Çiftlik’te zamanın ruhu değişmiş;
                                                   birlik ruhu azalmış, bayramlar sessizleşmiş, düğünler sadeleşmiş.

            Çiftlik’te yangınlardan                Sitem dolu cümlelerin ardından Ahmet (Ünlü) Amca dayanamayıp araya giriyor.
                sonra çam balı
             üretimi ciddi şekilde                 Sözlerinde kırgınlık var: “Köyde eskiden gençlikte saygı, sevgi vardı. Şimdi? Saygı
            azalmış; bir zamanlar                  kalmadı. Büyüğünü, küçüğünü tanıyan yok. Sandalye bile veren yok.” Eskinin birlik-
                uğultuyla dolan                    te yaşama kültürünü hatırlatıyor; paylaşılan ekmeği, ortak sofrayı: “Eskiden dinlerdi
                kovanlar, şimdi
             sessizliğe bürünmüş.                  insanlar. Beraber yerdin, paylaşırdın. Şimdi bu da yok.” Sohbet koyulaştıkça başka





            214
   213   214   215   216   217   218   219   220   221   222   223