Page 213 - BizimKöylerimiz
P. 213
Pınararası’ndan ayrılmadan önce, bize rehberlik eden küçük ama gönlü büyük Doruk Berke, köyün en umut
veren temsilcisi. ‘Büyüyünce
dostumuz Doruk Berke’yle vedalaşmamak olmaz. O, köyün en umut veren ne olmak istersin?’ diye
temsilcisi. Geleceğe kulak vermek için onunla da sohbet ediyoruz. Sakince anla- soruyoruz. Yanıtı dolu dolu
tıyor bir gününü: “Sabah altıda kalkıyorum, yedi buçukta servise biniyorum. Saat geliyor: ‘Mesela mimar gibi
bir şeyler olmak isterim. İşte
12.00’de yemek yiyorum yemekhanede. Eve saat 16.30’da geliyorum. Eve gelin- o zaman köyümüze katkılar
ce ödevlerimi yapıyorum. Bir kitap bitiriyorum. Sonra dışarı çıkıyorum, geziyo- sağlarım. Yolumuz kötüyse
yolları düzeltirdim.’
rum.” Hem sorumluluk hem de çocukça bir özgürlük var bu rutinde… “Büyüyün-
ce ne olmak istersin?” diye soruyoruz. Yanıtı dolu dolu geliyor: “Karar vermedim.
Mesela mimar gibi bir şeyler olmak isterim. İşte o zaman köyümüze katkılar
sağlarım. Yolumuz kötüyse yolları düzeltirdim. Camimizin mesela bir yerleri kırık-
sa hemen onları onarırım. Lambalar falan patlarsa onları düzeltirim. Köyün içine
yardım, destek insanları koyardım. Evlere, yaşlı insanlara yardım etmek isterdim.”
Belli ki onun en büyük hayali köyünü unutmamak.
Doruk Berke’nin gözlerindeki parıltı, köyünün geleceğini omuzlarında taşıyabile-
cek bir ışığı yansıtıyor. Bize yolu gösterdiği için değil, bakışlarıyla köyünü ne kadar
çok sevdiğini anlattığı için içten bir teşekkür ediyoruz ona. Ardından Ali Muhtar’la
da vedalaşıyoruz. Eski bir dost gibi yolumuzun üzerinde duran pînar ağacını
selamladıktan sonra Pınararası’ndan ayrılıyoruz.
209

