Page 209 - BizimKöylerimiz
P. 209

gelen var; şu anda 5-6 kişi… Ama bu 5-6 sene sonra belki 100 kişi olacak, köylü-               Ali Muhtar, köyün adına
                                                                                                        dair tahminlerini paylaşıyor:
            nün sayısını aşacak. Bu durum üzücü.” diyor açık açık. Çünkü gelenler bu top-               ‘Pınar diyor hani… Çeşmeler
            rağın hatırasını, bu taşların hikayesini bilmeyecek. Oysa bir köy, birbirini tanıyan          vardır; ya onlardan ya da
            gözlerden, paylaşılan sofralardan, dayanışmadan, ortak bir geçmişten oluşuyor.              pînar ağacından. Pinar olsa
                                                                                                          ağaçtan derdim de pınar
                                                                                                         dediklerine göre orada bir
            Giderek ağırlaşan sohbetin havasını hafifletmek niyetiyle, bizi Pınararası’na                      anlaşmazlık var.’
            getiren asıl soruyu ortaya koyuyoruz: “Peki, köyün adı nereden geliyor?” İlk
            yanıt Mehmet Dayı’dan: “Şimdi biz çocukluğumuzdan beri… Pınararası mahalle
            olarak geçiyordu. Tabii muhtarlığı ayırdık 92’de. Ama adı yine de Pınararası olarak
            bırakıldı.” Sözleri doğrudan sorumuza yanıt gibi görünmese de bizi köyün resmi
            geçmişine götürüyor. Ali Muhtar ise kesin olmayan bilgilerle bir nevi sözlü tarih
            arşivini açıyor önümüze: “Bizim burası bütün Yörük. Bir sülale gelmiş buraya kon-
            muş. Buraya bir mahalle ismi vermişler. Birisi gelmiş oraya konmuş, o da oraya
            vermiş bir isim… Ya pınar diyor hani… Çeşmeler vardır; ya onlardan ya da pînar
            ağacından. Pinar olsa ağaçtan derdim de ‘pınar’ dediklerine göre orada bir anlaş-
            mazlık var.” Ali Muhtar’ın anlatımında araştırmacı bir ruh gizli. Bir anda Mehmet
            Dayı yeniden söze giriyor ve eliyle işaret ederek anlatıyor: “Şimdi orada bir pînar
            ağacı vardı. Şu karşımızdaki büyük ağaç… Bizim çocukluğumuzda, bak benim
            bu kapının önünde de vardı bir pînar. Ben kendim kökledim ortamı düzeltmek
            için…” Pînar ağaçları yerinde mi yoksa Mehmet Dayı’nın hatırasında mı yaşıyor
            diye anlamak için gösterdiği yere yöneliyor bakışlarımız. Ali Muhtar hemen araya
            girip, “İşte… Köyün adının nereden geldiği tam belli değil.” diyor. Sorumuza yanıt
            bulamayınca belki de bu isim, su gibi akan bir yaşam ve ağaç gibi kök salan bir



















































                                                                                                                        205
   204   205   206   207   208   209   210   211   212   213   214