Page 208 - BizimKöylerimiz
P. 208

PIN ARARASI














































                                                   Sohbetin ritmi sürerken bir köşede sessizce bizi dinleyen Mesut (Özkaya) Amca söze
                                                   katılıyor. “Büyük küçük arasında sevgi, saygı vardı. Artık bu kalktı.” diye başlıyor. Sonra
                                                   köyün gençlerini anlatıyor: “Gençlerimiz santralde, orada burada çalışıyor.” Oğlunun
                                                   da santralde görev yaptığını öğrendiğimiz Mesut Amca, yeni neslin üretimden çok
                                                   hizmet sektörüne yöneldiğini paylaşıyor. Köyün geçim kaynaklarını özetlerken,
                                                   “Köyümüzün hali rençber… Zeytinle, tarımla uğraşıyoruz. Yapıp da satıcı değiliz;
                                                   kendi ihtiyacımız kadar…” Sözlerinde kanaatkarlık saklı. Sohbetin sonunda köyüne
                                                   sevgisini bir cümleyle anlatıyor: “Köyde en çok sevdiğim şey… Temiz havası, bir
                                                   de suyu.”

                                                   Söz artık Ali Muhtar’da. İlk olarak geçmişe dönüyor: “Buranın camisini köy halkı yaptı.
                                                   Okulu da kendimiz yaptık.” İmeceyle yapılan yapılar sadece taşla, tuğlayla değil; birlik
                                                   duygusuyla inşa edilmiş. Sonra geçim kaynaklarına geçiyor: “Burada eskiden dağda
                                                   kesim işleri olurdu. Orada çalışanlar vardı. O zaman gelir çoktu; gider yoktu herhalde
                                                   fazla. Kışın da ağaç keserlerdi, işlerlerdi. Halı vardı burada, halı dokunurdu. Tütün
                                                   vardı, tütün işlenirdi. Herkesin evinde 10 koyun, 15-20 keçi olurdu. Eskiden öküzle
                                                   sürerlerdi toprağı.” Cümleleri geçmişten bugüne doğru akar gibi… “Sonra hayvana
                                                   döndüler, hayvanı da bıraktılar. Şimdi bir kısım santralde çalışıyor.” diyor. Sadece
                                                   dönüşümü değil, aynı zamanda yaratılan boşluğu da anlatıyor.
             Mehmet Dayı söze giriyor ve
             eliyle işaret ederek anlatıyor:
              ‘Orada bir pînar ağacı vardı.        Muhtar Ali Ergüneş’in sesi bu kez hafif bir kırgınlıkla tınıyor: “Şu anda gençlik dur-
             Şu karşımızdaki büyük ağaç…           muyor zaten köyde. Bütün yaşlılar kaldı. Giden gidiyor, yerine gelen yok… Çocuk
                Bizim çocukluğumuzda,              da yok. Üretim de az. Gençlik şu anda çalışıyor, çalışmayan pek yok. Babasından
              benim kapımın önünde de
              vardı bir pînar. Ben kendim          azıcık tarla kaldıysa satacak, altına da araba çekecek, bol bol gezecek.” Bu cüm-
              kökledim ortamı düzeltmek            lelerde yeni kuşaklara bir sitem gizli. Konu köyün göç aldığına geliyor: “Dışarıdan
                           için…’





            204
   203   204   205   206   207   208   209   210   211   212   213