Page 23 - BizimKöylerimiz
P. 23
Çocuğu olanlar, haftada bir ya da en çok 10-15 günde bir çantalarına yumurta, Cafer Amca, ‘Ormancı’
türküsünün Çökertme’ye
yoğurt, süt ve bahçeden taze ürünler doldurup evlatlarına götürüyorlar. Bu da- değil, aslında Bağdamları’na
yanışma, köylüler için bir gelenek olduğu kadar bir zorunluluk da. Çünkü birbir- ait olduğunu iddia ediyor.
lerine destek olmadıkları takdirde, geçim sıkıntısının yarattığı yük daha da ağırla- Bu anlatının peşine düşmek,
köyün zengin kültürel
şıyor. Ancak burada önemli bir mesele daha var: Tarım işlerini sürdürmeye dair dokusuna dair yeni bir
isteklilik. Bazı köylüler tarlalarındaki zeytin ağaçlarının meyvelerini toplamaya bile pencere açıyor.
yanaşmazken kimi hâlâ toprağa tutunmaya çalışıyor. Bu durum, köyün geleceği
açısından düşündürücü bir tablo ortaya koyuyor.
Genç kızların el dokuma sanatları gibi geleneksel becerilere ilgi göstermemeleri
de yalnızca köydeki kültürel mirasın değil, daha geniş çerçevede Milas’a özgü
güzelliklerin de bir örtünün altında gizlenmesine neden oluyor. Özellikle 1980’li
ve 1990’lı yıllarda, köy okullarında ve halk eğitim merkezlerinde yürütülen çalış-
maların ardından ilmek ilmek işlenen, el emeği göz nuru halılar, bugün sadece
bir hatıra gibi anılıyor.
Cafer Amca’dan “Ormancı” türküsünün hikayesini dinledikten sonra, bu türkünün
Çökertme’ye değil, aslında Bağdamları’na ait olduğu iddiasıyla karşılaşıyoruz.
Halk arasında yıllardır süregelen bu anlatının peşine düşmek, köyün zengin kültü-
rel dokusuna dair yeni bir pencere açıyor.
Köyde gezintiye çıkmak için ayaklanırken muhtarlığın avlusunu çevreleyen zeytin
ağaçlarının ihtişamı gözümüzden kaçmıyor. Dalların arasından sarkan iri ve
parlak zeytin taneleri, Milas’ın bereketli topraklarının ve ustalıkla yürütülen tarımın
sessiz bir kanıtı gibi duruyor. “İşte Milas zeytini!” diye geçiriyoruz içimizden. Kök-
leri asırlara dayanan, emekle büyütülen, sofralara lezzet katan bir miras gibi…
19

