Page 299 - BizimKöylerimiz
P. 299

Tam o sırada kapıda elinde taze ekmeklerle gözleriyle önce Gülsüm Anne’ye,                  Bir yandan öğrendiklerimizi
                                                                                                       gülümsemeyle hatırlarken bir
            “Kim bunlar?” der gibi bakan İbrahim Dayı beliriyor. Eşinin gözlerindeki gülümse-            yandan da, ‘Acaba kimlerin
            me ona güven veriyor ve geçmişin defterleri açılıyor. İbrahim Dayı köyde olup                 hikayesi eksik kaldı?’ diye
            biteni sistematik şekilde kayda geçiren bir hafıza aslında; belki de bu köyün vaka-          iç geçiriyoruz. İşte o an bu
                                                                                                        hikayeler evreninin dinleyen,
            nüvisi. 1941 doğumlu ve 1954’ten bu yana tuttukları defterlerle zamanın ruhunu                 fotoğraflayan, yazan bir
            takip ediyor. Nedenini merak ediyoruz: “Çoğalma mı var, eksilme mi var köyü-                    parçası olduğumuzu
                                                                                                                 hissediyoruz.
            müzde, diye test yapıyorum iki senede bir.” Gülsüm Anne araya giriyor, büyük bir
            gururla: “Oranın insanını da yazar, buranın insanını da… Duydu mu, kim ölmüş
            yazar.” İbrahim Dayı’dan, incelediğimiz kayıt defteriyle ilgili önemli bir detay
            geliyor: “O yazı benim değil. Doğrusunu konuşacak olursak oğlumun yazısı. Or-
            ta-lise arasında yazdığı şeyler onlar. Siz de belki hissetmişsinizdir.” Bu sözlerinde
            kendine has bir tarzı olduğunu hissediyoruz. İbrahim Dayı biraz da çocukluğun-
            dan, el sanatlarına ilgi duyduğundan bahsediyor. Gülsüm Anne İbrahim Dayı’nın
            sözlerini teyit etmek için tüm enerjisiyle bir kez daha devrede: “Marangozluk
            yapar, yapıcılık yapar, çiftçilik yapar. Elinden gelen olduktan sonra yapar.”

            Bizi kapıya kadar uğurlayanların gözlerinde kalmamızı isteyen bir bakış olsa da
            veda vakti geliyor. Gülsüm Anne kucağında kedisiyle bize eşlik ediyor. Kapı-
            dan ayrılırken kalbimizin onlarca hikayeyle dolduğunu hissediyoruz. Aracımıza
            bindiğimizde göz ucuyla son kez dönüp ardımızda bıraktıklarımıza bakıyoruz.
            Bir yandan öğrendiklerimizi gülümsemeyle hatırlarken bir yandan da, “Acaba
            kimlerin hikayesi eksik kaldı?” diye iç geçiriyoruz. İşte o an bu hikayeler evreninin
            dinleyen, fotoğraflayan, yazan bir parçası olduğumuzu hissediyoruz.



















































                                                                                                                        295
   294   295   296   297   298   299   300   301   302   303   304