Page 85 - BizimKöylerimiz
P. 85

bizi. 1992’de Kalem’den Ören’e gelin gelen ve eşine sevgisini özellikle vurgulayan Ser-       Kapıdan çıktığımız anda,
                                                                                                          hemen karşımızda duran
            gül Abla işine dair hikayesini anlatıyor: “Pandeminin ilk senesinde kahveciydim, daha
                                                                                                        börekçinin vitrini gözümüze
            önce de uzun yıllar kahvecilik yaptım. Ama o dönemde işler aç-kapa oldu, biliyorsun.            takılıyor. Börekleri ve
            ‘Bu böyle olmayacak.’ dedik ve ikinci senede börekçiliğe geçtik. Allah bereket versin         baklavaları ustalıkla açan
                                                                                                        Sergül (Korkmaz) Abla, içeri
            işletme kendimin, mülkiyeti önce Allah’a, sonra bize ait.” Ören’in değişimine dair de-            buyur ediyor bizi.
            tayları ise Abdullah (Korkmaz) Abi’den dinliyoruz: “Doğma büyüme buralıyım. Eskiden
            Ören’de sadece yerli halk vardı, dışarıdan gelen pek olmazdı. 1990’lardan sonra ise
            yavaş yavaş göç almaya başladı. Tarım arazilerimiz satılıp yerlerine evler, siteler, oteller
            yapıldı. Gelenler sahile yerleşti, böylece bölge biraz daha gelişmeye başladı. Ama
            Ören’in yerlisi merkezde kalmaya devam etti.” Değişime olumlu baktığını ve bu dönü-
            şümün esnafa fayda sağladığını da ekliyor.

            Son hikayemiz, kapısını çalıp öğle yemeğine sohbetimizle eşlik ettiğimiz Aygün (Umul)
            Teyze’nin, aşk ve sevgiyle yoğrulmuş anılarıyla şekilleniyor. “Yalı’dan buraya gelin gel-
            dim.” diye başlıyor Aygün Teyze ve daha ilk cümlesinde gözlerinden bile okuyabildiği-
            miz tükenmeyen duygularını dile getiriyor: “Tanıştık oğlanla. Nişan taktı. Ama evi yoktu,
            babamgil ev istedi. O da kalktı, ‘Askere gidiyorum.’ dedi. Sonra kaçırdı beni, kaçtık.
            Birbirimizi çok seviyorduk. Ama birbirimize doyamadık, gece gündüz ağlıyorum.” 80
            yılı aşan ömründe durmadan çalışan, zor koşullar nedeniyle sağlığını yitiren ve kendi-
            sine desteğini hiçbir zaman esirgemediğini söylediği eşini hâlâ özlemle anan Aygün
            Teyze’nin sözleri, bizi derin düşüncelere sürüklüyor.


            Santralin açılışıyla, 1980’li yıllarda hareketlenmeye başlayan ve o günden bu yana
            gelişimini sürdüren Ören’den ayrılmadan önce etrafımıza son bir kez daha bakıyoruz.
            Dinlediğimiz hikayeleri bir kez daha zihnimizde canlandırıyor, bu topraklara sinmiş
            sevgiyi, vefayı, dostluğu ve iyi insanların bıraktığı sıcak izleri yüreğimizde hissediyoruz. Yola
            koyulurken ardımızda geçmişin anılarıyla bugünü yoğuran bir beldeyi bırakıyoruz.





                                                                                                                         81
   80   81   82   83   84   85   86   87   88   89   90