Page 106 - BizimKöylerimiz
P. 106

ALA TEPE




                Yol üzerindeki evlerin             Hüseyin Abi’yle köyü adımlarken tepelerden bizi merakla izleyen bir dede-torun
             bahçelerinde zeytin silken
            Alatepeliler bu işi ciddiyetle         ilişiyor gözlerimize. Meraklarına karşılık vermek istercesine adımlarımızı hızlan-
              sürdürürken biz de onları            dırıyor, hafif yokuşu tırmanarak Hüseyin (Yanardağ) Amca’nın yanına varıyoruz.
             meraklı gözlerle izliyoruz.
                                                   Sohbet, geçmişin izlerini taşıyan bir anı defteri gibi açılıveriyor. Eskiden çiftçilik
                                                   yaptıklarını, keçi güttüğünü anlatıyor. Şimdilerde ise tüm vaktini torununa ayırdı-
                                                   ğını söylüyor; onun gözlerinde yeni bir hayatı izlediğini hissediyoruz.


                                                   Doğma büyüme Alatepeli olanların yanında, sonradan buraya yerleşenler de
                                                   var elbette. Onlardan biri Songül (Çalışkan) Abla. Görümcesinin Bozalan’a gelin
                                                   gelmesiyle başlayan göç hikayesini anlatırken kaynının Milas’a yerleştiğini, ardın-
                                                   dan Türkevleri’ne taşındıklarını ve son üç yıldır Alatepe’de yaşadıklarını paylaşıyor.
                                                   Ayaküstü sohbetimiz kısa sürede içten bir davete dönüşüyor. Songül Abla, bizi
                                                   evine buyur ederken çocuklarından ve yazın bahçede geçirdikleri zamandan
                                                   bahsediyor. Günlük yaşamın sade ritmini anlatırken, “Sıcak ekmek yer misiniz?
                                                   Daha yeni yaptım.” sözleriyle bir yandan da misafirperverliğini konuşturuyor. Aile-
                                                   ce Alatepe’ye alıştıklarını ve burayı çok sevdiklerini dile getirirken, “Şehirde hayat
                                                   zor; köyde en azından bir bahçe kurabiliyorsun, ekmeğini yapacak bir ocağın var,
                                                   komşularla sohbet ediyorsun. Yaşlılarımız var, onlara gidip geliyorum. Bir de dört
                                                   kedimiz var, onlarla uğraşıyorum.” diyor. Bu sözler, köy hayatına dair izlenimleri-
                                                   mizin arasına ekleniyor.

                                                   Sonrasında yolumuz, kontinü sistem çalışan bir zeytinyağı fabrikasına düşüyor.
                                                   Burada bizi, zeytinciliğe yıllarını vermiş Aytekin (Akpınar) Abi karşılıyor. Babadan
                                                   oğula geçen bu mesleğin izlerini 1970’li yıllara uzanarak anlatmaya başlıyor:
                                                   “Babamla birlikte 1973’ten 1995’e kadar yağhanede çalıştık. O zamanlar makine-
                                                   ler elektrikle değil, mazotlu motorlarla çalışırdı; işte bu yüzden yağhane denilirdi.
                                                   Tabii zamanla teknolojiye ayak uydurduk, şimdi kontinü sistem çalışan bir zeytin-
                                                   yağı fabrikası olarak devam ediyoruz. Babadan kalma 70 dönüm zeytinliğimizi,
                                                   üç kardeş bölüşüyoruz.”








































            102
   101   102   103   104   105   106   107   108   109   110   111