Page 102 - BizimKöylerimiz
P. 102

ALA TEPE




                                                   Gittim, samanların arasına bir sopa attım. Bir adam geldi, ‘Deh git, şebeke misin
                                                   nesin?’ dedi. O da kim biliyor musun? Bizim eski muhtar. O gün bugün adımız
                                                   Şebeke kaldı işte.” Hüseyin Abi, bu sözleri kahkahalarla paylaşırken lakabının yıllar
                                                   içinde bir isimden çok, bir kimliğe dönüştüğünü hissediyoruz.

                                                   Köyün geçim kaynaklarının başında zeytinciliğin ve hayvancılığın geldiğini öğ-
                                                   reniyoruz. Hüseyin Abi, köydeki doğal yaşamın eşlikçilerini anlatırken içten bir
                                                   gülümsemeyle, “Öyle büyük çiftlik değil, herkesin evde üç tane, beş tane hayvanı
                                                   var işte.” diyor. Köyün her geçen gün daha da ıssızlaştığını anlatmaya başladığın-
                                                   da sesi durgunlaşıyor. Gözü uzaklara dalıyor, sanki anılarında bir yolculuğa çıkı-
                                                   yor. Ardından, kaybettiği evladından bahsediyor. Sözleri, hem derin bir üzüntüyü
                                                   hem de bir kabullenişi taşıyor. Hüseyin Abi’nin gözlerindeki hüzün bulutlarını da-
                                                   ğıtmak için harekete geçiyoruz. Onu köy gezimize eşlik etmeye davet ediyoruz.
                                                   Hafif bir iç çekişin ardından, yüzünde beliren sıcak bir tebessümle bu teklifimizi
                                                   kabul ediyor.

                                                   Kendi deyimiyle, kendi halinde yaşayıp giden Nursel (Aydemir) Teyze’nin evi-
                                                   ne konuk oluyoruz köyü gezerken. Dışarıdan bakıldığında küçük bir kutu gibi
                                                   görünen bu ev, ferah ve huzur dolu bir bahçeye açılıyor. Bahçesinde ekinlerini
                                                   yetiştiren, komşularıyla her daim iyi geçindiğini, “Biz kavga dövüş bilmeyiz, kom-
                                                   şularımızla hep iyiyizdir.” sözleriyle vurgulayan Nursel Teyze, çocukluk ve gençlik
                                                   yıllarını, “Köy kızanlarıyla oynadık, okula gittik. Babam maden ocağında, anam
                                                   buralarda çalıştı, büyüttüler bizi. Annemin gözleri görmezdi ama her şeyi yapardı,
                                                   dört çocuğu da büyüttü bak gözü görmeden. Orak biçtik, yün çektik, harman
                                                   dövdük… Tütün de yaptık, zeytinimiz de var, hayvan da sürdük.” sözleriyle payla-
                                                   şıyor. Sohbet ilerledikçe çocukken okula gidemediğini, şimdilerde engelli yeğeni-
                                                   ne baktığını, iki kızının da kendi hayat telaşı içinde olduğunu paylaşıyor. Yaşamın
                                                   zorlukları karşısında kanaatkar bir duruşu olan Nursel Teyze’nin mütevazı dünya-
                                                   sına dair detaylar belleğimize kazınıyor.


















                 Hüseyin Abi, lakabının
                  sebebini kendine has
               nüktedanlığıyla anlatıyor:
                   ‘Her işin üstesinden
                geldiğimizden, her taşın
                 altından çıktığımızdan
                 biri öyle bir isim takmış
               işte. Daha ufaktım. Gittim,
              samanların arasına bir sopa
            attım. Bir adam geldi, deh git,
              şebeke misin nesin, dedi. O
              gün bugün adımız Şebeke
                         kaldı işte.’





            98
   97   98   99   100   101   102   103   104   105   106   107