Page 112 - BizimKöylerimiz
P. 112

ÇAKIRALAN




















                                                   70 haneli, 180 sakiniyle küçük ama köklü bir Yörük köyü Çakıralan. Bir zaman-
                                                   lar hayvancılık, tarım, tütüncülük ve halıcılıkla geçinen köy halkının bugün
                                                   elinde zeytincilik kalmış. Zamanın durgunluğa evrildiği bu köy, sessizliğiyle
                                                   dikkat çekiyor. Sokaklarında pek kimseye rastlayamasak da Çakıralan’ın renkle-
                                                   ri, yaşamın en belirgin izleri olarak karşımıza çıkıyor. Çiçeklerde saklı kırmızının
                                                   canlılığı, zeytin ağaçlarının yeşil tonları, narenciye dallarındaki altın sarısı… Bir
                                                   bahçenin köşesinden, kim olduğumuzu sorgularmış gibi bakan koyunlar ise
                                                   köyün sessiz karşılama heyeti gibi…


                                                   Biz etrafı seyrederken Muhtar Zafer Gökçe yanımıza geliyor ve köyün geçim
                                                   kaynaklarından, sakinlerinden, yaşam koşullarından bahsetmeye başlıyor: “Bu-
                                                   rası kendi yağında kavrulan bir köy. Biz iyi kötü çapayı, küreği, sebze-meyveyi
                                                   gördük. Bizden sonraki nesiller soğan diyorsun, pırasa söküp geliyor. Geçmişe
                                                   dönmek zorunda kalsalar bu çocuklar hiçbir şey yapamazlar. Çünkü her şey-
                                                   den anlamak zorundasın; anlamazsan yaşayamazsın. Hazır olan bir yere kadar!
                                                   Bizim neslimizde ‘arazi satmak’ diye bir şey duyulmazdı. Şimdi kimse tarlasına
                                                   gidip çalışmıyor; atadan, dededen kalma topraklarını satıyor. Elimizde zeytin
                                                   ve zeytinyağı kaldı. Köyde nüfus çoğunlukla yaşlılardan ibaret. Gençler santralde,
                                                   kazı alanlarında, tersanelerde çalışıyor.” Toprağa bağlı bir yaşamdan kopuş, bir
                                                   geçim meselesinin ötesine geçmiş sanki. Bu köydeki gelenekler, Çakıralanlılara
                                                   sessizce veda etmiş gibi…


                                                   Aslen Hüsamlarlı olduğunu ancak Hüsamlar istimlak edilince Çakıralan’a
                                                   yerleştiklerini anlatan Zafer Muhtar, bulunduğumuz köyün zaman içindeki
                                                   değişimini şöyle aktarıyor: “Burası önceden biraz köhneydi, canlandırdık. Yollar
                                                   düzeldi, kahve yoktu, kahve açtık, elektrik olmayan yerlere elektrik verdik.” Tabii
                                                   yalnızca köydeki fiziksel değişimleri sıralamakla kalmıyor; insan ilişkilerindeki
                                                   dönüşüme de dikkat çekiyor: “Eskiden birinin yardıma ihtiyacı olsa buradan
                                                   10 kişi koşarak giderdi. Şimdi o 10 kişi sadece izlemekle yetiniyor, kimse elini
              70 haneli, 180 sakiniyle             uzatmıyor. Dayanışma pek kalmadı. Önceden buğday biçecek olsak bir çağır-
                küçük ama köklü bir                dığımızda 20 komşu birden gelirdi. Makine yoktu, tütün kırmaya, orak biçmeye
               Yörük köyü Çakıralan.
             Bir zamanlar hayvancılık,             hep beraber gidilirdi.” Bu değişimin nedenlerini teknolojiye, dönüşen toplum-
                tarım, tütüncülük ve               sal yapıya ve ekonomik koşullara bağlıyor ve eski günlere duyduğu özlemi dile
               halıcılıkla geçinen köy             getiriyor.
               halkının bugün elinde
                  zeytincilik kalmış.





            108
   107   108   109   110   111   112   113   114   115   116   117