Page 182 - BizimKöylerimiz
P. 182
AKÇAKAYA
Milas’ın güneyinde, Ören’in kuzeyinde, yüksekçe bir noktada konumlanan 110
haneli, yaklaşık 500 kişilik nüfusa sahip Akçakaya’dayız. Köyün geçim kaynakları,
Ege’nin geleneksel bereketi olan arıcılık ve zeytinciliğe dayanıyor. Akçakaya’nın
gençleri ise santralde ve farklı iş kollarında çalışarak hayatlarını sürdürüyorlar.
Elimizdeki bilgileri çoğaltmak hevesiyle çıktığımız yolda, sözleştiğimiz üzere
Akçakaya Muhtarı Haydar Yılmaz’la buluşmak için evine gidiyoruz. Rafiye (Yılmaz)
Abla bizi, sıcacık bir tebessümle ve biraz önce fırına verdiği kekin nefis kokusuyla
karşılıyor. Haydar Muhtar o sırada evin arka bahçesinde odun kesmekle meşgul.
Muhtarı beklerken arka bahçede geziniyoruz biraz. Her halinden oyunbaz oldu-
ğu belli bir koyun hemen dikkatimizi çekiyor; adımlarımızı takip ediyor, duvarın
arkasından bir görünüp bir kaybolarak kendi gösterisini yapıyor. Onu çevrelemiş
bir grup tavuk ise ilgili bakışlarla etrafımızda dolanıyor. Tam ortada, duruşuyla or-
tamı kontrol altında tutan bir horoz var; meraklı olduğu kadar koruyucu, gözünü
üzerimizden hiç ayırmıyor. Derken sahneye, ağır adımlarla giren koç, gözleriyle
bizi süzüyor. Bahçenin esas sahipleri sırayla bizimle tanışıyor sanki. Ahırdaki bü-
yükbaşlar ise daha mesafeli… Gözlerinin içinden, “Ne oluyor burada?” sorusunu
okumak mümkün. Yine de objektiflere poz vermekten çekinmiyorlar
Haydar Muhtar işini bitirip yanımıza geldikten sonra Türk kahvesinin köpüğüyle
pekişen hoş bir sohbet başlıyor. Fincanlardan yükselen kahve kokusu eşliğinde
muhtar geçmişe dair özlemini kelimelere döküyor: “Eskiden her şey daha iyiydi.
Dağa gidiyorduk, hayvancılık yapıyorduk. Serbesttik. Buğdayımızı, arpamızı, her
şeyimizi kendimiz üretirdik. Şimdi hepsini satın alıyoruz. Eskiden imece vardı.
Muhtar anons yapardı, köyce bir araya gelinir, hep birlikte çalışılırdı. Birbirimizle
yardımlaşırdık. Şimdi bunlar yok.” Haydar Muhtar’ın anlattıkları, bugünün eksilen
değerlerine içten bir sitem gibi.
Haydar Muhtar’ın, ‘Eskiden
imece vardı. Muhtar anons Kahvelerimiz bitmek üzereyken Haydar Muhtar her şeye rağmen Akçakaya’ya
yapardı, köyce bir araya olan sevgisini dile getirmeden geçemiyor: “Bu köyün en sevdiğim yanı, temiz ha-
gelinir, hep birlikte çalışılırdı.
Birbirimizle yardımlaşırdık. vası. Hava temiz, gürültü yok, ağaçların kokusu mis gibi...” Sonra bir eliyle uzanıp
Şimdi bunlar yok.’ köyün panoramik manzarasını işaret ediyor, gözlerinde geçmişin izleri beliriyor:
sözleri bugünün eksilen
değerlerine içten bir sitem “Şu minarenin yanındaki, caminin arkasında kalan ev… Orası babamın evi. Küçük-
gibi. ken orada yaşardık.” Birden, yaşanan yangının anısı beliriyor zihninde, eli bu kez
178

