Page 177 - BizimKöylerimiz
P. 177
“Komşuluğumuz iyiydi hani… Herkes birbiriyle iyiydi. Muhtarın dediği gibi, geçim Konuşulan her geçim
hikayesi, bir noktada mutlaka
kaynağımız zeytincilikti. Herkes kendi hayvanını besleyebiliyordu.” diye devam halıya dokunuyor. Ancak
ediyor. Sözleri muhtarın sitemle bahsettiği tabloya tanıklık ekliyor. öğreniyoruz ki ilmek ilmek
dokunan halılar, maliyet
hesabına yenik düşmüş ve
Kahveleri elleriyle, özenle hazırlayıp önümüze koyan Özlem (Yılmaz), sessizce hızla değişen hayata ayak
dinlediği sohbete katılıp konuyu yeniden halıcılığa getiriyor. Çünkü konuşulan uyduramamış.
her geçim hikayesi, bir noktada mutlaka halıya dokunuyor. “Kök boyası benim
çocukluğumda çok yapıldı ama sonra ben hiç kullanmadım. Bir tane vardı bende
kök boyalı, ama çok da yaygın değildi burada. Ben de dokudum. Sorduk ipin
kilosunu… Maliyet fazla geldi. Çünkü tek tek dokunan bir şey bu, biliyorsunuzdur
belki. İlmek ilmek olan bir şey. Biz yaptığımızda 20 günde bitiriyorduk yarım ta-
banı, iki kişi. Gençliğimizde herkes halıya yöneliyordu. Sonra herkes bıraktı. Şimdi
hayvancılık daha fazla oldu. Vardı önceden de ama bu kadar yaygın değildi. Ne-
den oldu bilmiyorum.” Bu cümlelerden anlıyoruz ki ilmek ilmek dokunan halılar,
maliyet hesabına yenik düşmüş ve hızla değişen hayata ayak uyduramamış.
Dinlediğimiz bu son hikayenin ardından Gürceğiz’deki yolculuğumuz sona
eriyor. Bozuk havaya rağmen içimizde huzur var. Yağmurla birlikte yükselen ıslak
toprak kokusunu derin derin içimize çekiyoruz. Etrafımızdaki manzara büyüle-
yici; bakmaya doyamadığımız bir tablo gibi. Ahırdaki dostlarımıza da sessizce
selam verdikten sonra bu köyün alabildiğine ferah manzarasına son bir kez daha
bakıyoruz ve adımlarımızı başka bir rotaya yönlendiriyoruz.
173

