Page 173 - BizimKöylerimiz
P. 173
Ayşe Teyze, Yaşar Amca’nın bıraktığı yerden sözü devralıyor. Onun da sesi gurur Biraz ileride, taş bir bankın
üstünde dinlenen iki kişi
dolu: “İlmek ilmek halı dokuduk, çocuk okuttuk. Bak, bu gördüğünüz yerler var görüyoruz. Yaşar Amca
ya… Her taraf sürülürdü. Ama beraber çok çalıştık. Ben destek olmasam nerede ve Ayşe Teyze komşunun
oluyor o?” Yıllarca biriktirdiği emeği kelimelere dökerek daha görünür hale geti- mevlidine gitmek üzere ezanı
beklediklerini söylüyorlar. Bu
riyor. Yaşar Amca, başıyla onaylıyor eşinin söylediklerini. “Koca balyozlarla demir aralık bize de kısa bir sohbet
memir vururdum. Vurmayıp da ne yapıyorsun? Uğraştık çocuğum, çok uğraştık.” fırsatı sunuyor.
diye anlatıyor. Yıllarca ortak bir mücadele vermişler besbelli. Sohbetin sonunda
hafif bir sessizlik oluyor. Ayşe Teyze’nin ilmekleriyle, Yaşar Amca’nın demirle
şekillendirdiği bu öyküyü içimizde taşıyarak yola devam ediyoruz.
Bu kez gözümüzü tam karşıdaki eve çeviriyoruz. Bahçeye adım atar atmaz, neyle
karşılaşacağımızı bilmeden ilerliyoruz ve bir çınarla tanışıyoruz. Yaşlı, yorgun ama
hayata karşı tebessümle dimdik durmuş Gülsün (Şahin) Anne. Bizi yüzündeki tatlı
gülümsemeyle karşılıyor. Eşarbının altından sarkan kınalı saçları hem geçmişten
hem de içindeki gençlikten izler taşıyor. Kaç yaşında olduğunu sorunca içtenlikle
cevaplıyor: “93 mü 94 mü, bilmiyorum... O yaşlardayım yani.” Bu söz bile bir
tebessüm ekliyor bizim yüzümüze. Öğreniyoruz ki 17 yaşındayken Akçakaya’dan
buraya gelin gelmiş. Yaşamını kendi cümlelerinden dinlemek istiyoruz. Uzaklara
bakarak anlatıyor koca ömrünü: “Öküzlerle çift sürülüyordu. Keçi, koyun güdü-
yorduk. Zeytinlerimiz çok değildi; bir tane, iki tane vardı. Halı yapardık, satardık.
Evde durmak yoktu evvel. Hep çalışıyorduk dağlarda. Koyun güdüyorduk, keçi
güdüyorduk, sığır güdüyorduk. Öyle geçti günümüz.” Sabır ve emek dolu bu
yaşam hâlâ canlılıkla, kuvvetle dolu. Hiç durmamış çünkü Gülsün Anne. Tam
o anda yağmur hafifçe çiselemeye başlıyor. Biz de vedalaşma seremonimizi
hızlandırıyoruz ki Gülsün Anne ıslanmasın, serinlik ona dokunmasın. Giderayak
kocaman sarılıyoruz birbirimize.
169

