Page 172 - BizimKöylerimiz
P. 172
GÜR CEĞİZ
“Keçi güttük, malla, işle uğraştık. Halı yapardık. Beyaz ip alırdık, boyardık. Dağdan
çalı malı toplardık, boyardık yani. Sonra satardık tüccarlara.” Sevim Teyze’nin çok
keyfi yok. Biz de onu yormadan, bahçeyi bulduğumuz gibi bırakıyor; sandalyeleri
sessizce yerine koyuyoruz. Gülümseyerek teşekkür ediyor, vedalaşıyoruz.
Biraz ileride, taş bir bankın üstünde dinlenen iki kişi görüyoruz. Yaşar (Karakuş) Amca ve
Ayşe (Karakuş) Teyze komşunun mevlidine gitmek üzere ezanı beklediklerini söylüyor-
lar. Bu aralık bize de kısa bir sohbet fırsatı sunuyor. Yaşar Amca, söze derin bir iç çekişle
başlıyor: “İlkokulu bitirdim. Dedim ki, ben bir meslek sahibi olacağım. Anam babamla
çok uğraştım. ‘Koyuna keçiye git.’ derlerdi hep… Beş sene Milas’ta sıcak demirle çalışıp
çıraklık yaptım. Askerlik yanaşana kadar yevmiyeyle çalıştım. Elin yanında yattım kalktım,
elin hayatını öğrendim. Allah’tan eşim de yanımdaydı. Üç kızımız oldu. Ben demirciy-
sem, onlar daha üstün olsun diye çok çalıştım.” Kızlarının başarılarını gururla sıralıyor: “En
büyükleri otelde çalışıyor, işi iyi. Ortancayı Çanakkale’de okuttum, hemşire oldu, Milas
Devlet Hastanesi’ne getirdik. En küçüğü hâlâ okuyor.” Kızlarının her birinin başarısı Yaşar
‘Keçi güttük, malla, işle
uğraştık. Halı yapardık. Amca’nın emeğin karşılığı gibi… Yaşar Amca’nın sesi biraz daha yükseliyor, gururla devam
Beyaz ip alırdık, boyardık. ediyor: “Muğla okullar arası ders yarışması vardı ya… Benim küçük kız, Muğla ilinde 16’ncı,
Dağdan çalı malı toplardık,
boyardık yani. Sonra satardık Türkiye’de 17’nci sıradaydı.” Bir baba için en büyük ödül, evlatlarının iyi yerlere gelmesi,
tüccarlara.’ diye anlatıyor Yaşar Amca’nın her cümlesinden bunu daha net anlıyoruz.
Sevim Teyze geçmişi.
168

