Page 200 - BizimKöylerimiz
P. 200
BA YIR K Ö Y
Son durağımız, adı gibi gönlü de gözleri de güzel olan Gönül (Güzel) Abla’nın
evi. “Ben bir halı yapmayı bilirim.” diyor. Bu cümle, bir tutkuyla şekillenen ömrü-
nün özeti gibi. 1986 yılına götürüyor bizi; daha 18 yaşındayken Milas’ta kiraya çık-
tığı günlere: “Gelin oldum, 18 yaşındaydım. Ev sahipleri halı dokuyordu, iki kadın…
Onları görünce içime bir halı merakı düştü. Ne halıdan anlarım ne tezgahtan
ama bileziğimi bozdum, iki halılık ip aldım. Kazıklı’dan buraya geldim. İpleri yıka-
dım, tezgahları yaptırdım. Ama nerede dokuyacağım? Elin evinde olmaz tabii.
Bir kamyon eşyayı sardım, buraya geldim. Halı merakı yüzünden...” O tutkuyla
başlayan yolculuk zamanla geçim kapısına dönüşüyor. “Gençken çok halı sattık
ama şimdi yapsak bile satasımız yok.”
Gönül Abla’nın hikayesi sadece halıyla sınırlı değil. Ne isterse peşinden gitmiş:
“Balığa gittim denize, bir ay, iki ay… Balık merakı sardı, gittim balık tuttum. Ama
sonra yolda gördüm o güzel inekleri… Dedim ki, ‘Bu ineklerden alacağım ben,
gitmeyeceğim denize menize.’ Öyle de yaptım. Bir inek aldım, oğlan da bir tane
aldı. Dediğimi yaptım; işi de bıraktım, bu ineğe başladım.” Gözlerinde hafif yor-
gunluk ve yaşanmışlığın parıltısıyla, “Zaman öyle geçti işte.” diye ekliyor. Gönül
Abla, Bayırköy’ün, içinden geldiği gibi yaşayan kadınlarından biri olarak belleği-
mizde yerini alıyor.
Bayırköy’den geriye en çok kadınlarının azmi, çabası ve bitmek bilmeyen gayreti
kalıyor aklımızda. Her biri gözüpek. O bakışlar bize de cesaret veriyor. Bu anlamlı
anı ölümsüzleştirmek için hepsini, el emeği göz nuru bir Milas halısının nadide
bir modeliyle fotoğraflıyoruz. Gönül Abla’nın evinin önünden topladığı beyaz
kasımpatılar ise günün sonunda bizim için bir nevi uğurluk oluyor. Vedalaşmak
kolay olmasa da Bayırköylülere kalbimizde dolu dolu bir yer açarak buradan da
ayrılıyoruz.
196

