Page 195 - BizimKöylerimiz
P. 195
tarlalara göçerdi. Her şey kısıktı; yokluk vardı, yoksulluk vardı. Sonra santraller Yol üstünde, bir zamanlar
üretim noktası olan
kuruldu, iş yerleri açıldı. Gençlerimiz sağda solda çalışmaya başladı. 5-10 kuruş zeytinyağı fabrikası
da olsa eve bir şeyler gelmeye başladı.” Ardından başka bir dönemin perdesi dikkatimizi çekiyor. Yaşar
aralanıyor: “Bir zamanlar halıcılık vardı. Tüccarlar gelirdi, halıları alıp götürürdü. Amca fabrikanın geçmişine
dair bilgilerini paylaşıyor:
O düzen de bitti. Halı işi bitince zeytine kaldık. O da senede bir defa. Bak, yaşa- ‘Burada zeytinyağı
dığım evi, oğlana yaptığım binayı, hepsini halıdan kazandığımız parayla yaptık. yapılıyordu ama artık yapacak
mertebede değil.’
Zeytin o kadar getirmezdi. Ama çocuklar büyüdü, halı da bitti. Masrafı kurtarmadı
artık; alım-satım değişti.”
Bayırköy’de halıcılığın bitişi ekonomik bir kaybın ötesine geçmiş gibi… Muhtar,
eskiden bir nebze olsun geçimi sağlayan bu işin nasıl yavaş yavaş yok olduğunu
şöyle anlatıyor: “Bilhassa dışarıdan gelen halılar, bizimkilerin değerini düşürdü. İp
parasını bile kurtarmaz hale geldi. Yardım eden biri olunca 15-20 günde bir ya da
ayda bir-iki halı dokunurdu. O zamanlar yine para ederdi. Ama dışarıdan hazır ha-
lılar gelince bizim halılar bitti. Milas, Bozalan, Çökertme halısı diye nam aldı bizim
halılar.” Belli ki ilmek ilmek örülen o halılar şimdi ancak hikayelerde anlatılıyor.
Sohbette sözü gençlere bırakıyoruz. Henüz 30’lu yaşlarında olan, doğma büyü-
me Bayırköylü Hakan (Yılmaz) ve Özgür (Güzel), köy yaşamını anlatıyorlar. Her
ikisi de madende çalıştıklarını ama aynı zamanda zeytinle ve hayvancılıkla da
uğraştıklarını söylüyorlar; çok değil, kendi ihtiyaçlarını karşılayacak kadar. Hakan
söz alırken sesine hafif bir sitem siniyor: “Toplum hep köyde ama genişleyemiyo-
ruz. Arazilerimiz kötü olduğu için büyüyemiyoruz. Köyümüzü öne çıkaracak bir
şey de yok açıkçası. Biraz geri kaldık biz gerçekten. Çocukların oynayacağı bir alan
191

