Page 197 - BizimKöylerimiz
P. 197

Sohbetin tonu, Müniriye (Barbaros) Teyze’nin araya girmesiyle daha da duygu-
            sallaşıyor. “Biz başka yerde yapamayız zaten, biz nereyi dolaşsak illaki köyümüz
            bizim köyümüzdür.” diyor. Ardından geçmişin kapısını aralıyor, hatıraları bizimle
            paylaşıyor: “Çok zorluk çektik; büyüklerimiz, eşim, bu Ayten yengem… Okul
            yoktu önce, camilerde okuduk biz. Sonra tepeye okul yapıldı 1959’da. Okulumu-
            za gittik geldik. Ama o zamanlar fakirlik vardı, ayakkabımız yoktu ayaklarımızda.
            Takunyalarla gider gelirdik.” Bir an duruyor ve zamanın akışını kabullenmiş şekilde
            şunu ekliyor: “Şimdi de ne yapalım, hayat geçiyor işte. Her şeyi acısıyla tatlısıyla
            geçiriyoruz.” Müniriye Teyze, eskiden kızıyla birlikte ayda on halı dokuduklarını da
            anlatıyor. “Ama şimdi gözlerim görmüyor, yapamıyorum artık. Zaten Bayırköy’de
            de eskisi kadar halı yapan yok.” diyor.


            Müniriye Teyze’nin, “Hem görümcem hem amcamın kızı…” diyerek tanıttığı
            Gülsen (Erol) Anne de aramıza katılıyor. İlk başta, “Eski zamanı hatırlasam neye
            yarar?” dese de sözleri geçmişin kapısını aralıyor: “Evveli buralarda yol yoktu.” di-
                                                                                                         Bircan Teyze’nin, ‘Biz hep
            yor ve anlatmaya başlıyor. “Anca ufacık bir yol, taşların arasından zor geçiyorduk.           köy işleriyle uğraştık. Halı
            Yükümüzü zor getiriyorduk. Şimdi bak, yollar yapıldı; motor, traktör, araba; sinek            dokurduk, kök boyasıyla
                                                                                                        boyardık. Tüccarlar gelir, alır
            gibi vızır vızır.” Geçmişten sahneler gözünde canlanıyor. “Zeytine gidiyordum o             giderdi. Şimdi ayaklarım çok
            zamanlar. Zeytinler, dükkanın başında dökülürdü. Şimdi götüren mi var? Gözle-               ağrıyor, yere oturamıyorum
            rim de görmez oldu artık…” Gülsen Anne’nin gençliğine duyduğu hasret, geçmiş                artık.’ cümleleri bir dönemin
                                                                                                        yaşam tarzının nasıl yavaşça
            günlere özlemiyle birleşiyor.                                                                kaybolduğunu gösteriyor.





                                                                                                                        193
   192   193   194   195   196   197   198   199   200   201   202