Page 238 - BizimKöylerimiz
P. 238

FESLEĞEN




             Ahırdakileri besledikten sonra        Elinde kocaman bir kovadaki kestanelerle beliriyor Nuray (Kara) Teyze. Kestaneler
               telaşsızca yanımıza gelen           daha az önce dikenlerinden ayıklanmış, kabuklar hâlâ yerde. Kovanın içindeki-
               Gülden Abla, bizi evin üst
             katına, halı tezgahının yanına        ler belli ki bir bardak çayın yanında sohbetin eşlikçisi olacak. Herkesin bir işi, bir
                 götürüyor. Dokunmayı              telaşı var. Nuray Teyze ayaküstü de olsa samimiyetle şunları paylaşıyor: “Bizim
              bekleyen iplikler rengarenk.
                                                   çocukluğumuzda köyümüz tabii böyle değildi. Her şeyi Milas’tan gelirse yerdik.
                                                   Oradan, buraya bir şey zor gelirdi. Bahçelerde ot bile bulmazdık. Şimdi zeytin var,
                                                   hem de çok. Kestanemiz var tarlada. Cevizimiz var, üzümümüz var…”

                                                   Erol (Kara) Amca da az önce bahçeden dönmüş. Balkonda soluklanırken yanına
                                                   ilişiyor, köyün geçmişiyle bugünü arasındaki farkı dinliyoruz: “Gençliğimizden bu
                                                   yana toprak daha fazlaydı, insan daha azdı. Şimdi insanlar çoğaldı, toprak daraldı.
                                                   Hayvancılık çok fazlaydı. Küçükbaş hayvan… Yüzde 98’i hayvancılıkla geçiniyor-
                                                   du. O bitti. Şimdi yeni hayvan türü inek... Çok fazla değil ama yine kendini idare
                                                   edecek kadar besleniyor. Tütüncülük vardı. Tütün pazara gitti, gelmedi. Hayvan-
                                                   cılık da aynı oldu. Santralde çalışıyor gençlerimiz, otellere gidiyorlar. Her yerde
                                                   çalışıyorlar. Bizim gençliğimizde iş yoktu, iş bulmak zordu. Şimdi şükürler olsun;
                                                   iş var, çalışmak var.”






























































            234
   233   234   235   236   237   238   239   240   241   242   243