Page 239 - BizimKöylerimiz
P. 239
Yüksek rakım, arıcılık
için bir cennet
yaratıyor. Tam da bu
nedenle buranın asıl
geçim kaynağı bal.
Köyün hikayesi yeniden gündeme geliyor ve bu kez bambaşka bir bakış açısıyla:
“Köyün kuruluşu yeni daha, çok eski değil. Bir asırlık ama bunun ilerisi de var.
Burası bir çiftlikmiş tahminen. Anlatılan çok farklı ama bir Yunanlı çiftçininmiş
burası. Bir tane kızı varmış, adını Fesleğen koymuşlar. Zaman gelmiş, bu çiftlik
elinden gidiyormuş. Mahkum kalmış. Akıllı adam, ‘Sizden bir dileğim var. Kabul
ederseniz çok memnun kalırım. Bu çiftlik elden gidecek, biliyorum. Benim dünya
ahiret bir tane kızım var. Adı Fesleğen. Bu aldığınız çiftliğe onun adını verirseniz
çok memnun olurum.’ demiş.” Gerçek mi kuşaktan kuşağa aktarılan bir efsane
mi bilmiyoruz ama bunun Fesleğen’in adına sinmiş bir öykü olduğunu anlıyoruz
artık.
Ahırdakileri besledikten sonra telaşsızca yanımıza gelen Gülden (Kara) Abla, bizi
evin üst katına, halı tezgahının yanına götürüyor. Dokunmayı bekleyen iplikler
rengarenk. “Eskiden bu yaşam yoktu bir kere… Mesela biz çocukluğumuzda ya-
yan gider, gelirdik okula. Şu an hiç öyle bir şey yok. Herkes arabayla. Şu an rahat.”
diye özetliyor anlatacaklarını. Dokumaya devam edip etmediğini soruyoruz, “Artık
dokumuyorum ama… Kızım evlenecek. Halıyı kızım için dokuyorum. Düğüne
kadar bunu bitireceğim inşallah.” diyor. Bunun sadece bir halı değil; bir hatıra, bir
uğurlama hediyesi, bir miras olduğunu anlıyoruz.
Yeniden dışarı çıktığımızda hava artık iyiden iyiye soğumuş. Bu yüzden hızlıca ve-
dalaşıp aracımıza biniyoruz. Yol boyunca Fesleğen’i dikkatle izliyoruz. Yol üstü bir
kara keçi sürüsü beliriyor karşımızda. Başlarını hafifçe kaldırıp uğurlarcasına bize
bakıyorlar. Açık alanda sıralanmış kovanlar dikkatimizi çekiyor. Fesleğen’den ayrı-
lırken dinlediklerimizle birlikte bu köyün samimiyetini de belleğimize kazıyoruz.
235

