Page 266 - BizimKöylerimiz
P. 266
KULTAK
Büyüleyici güzelliğe sahip köyler arasında yeni durağımız, doğanın kucağında
saklı bir nokta. Milas’a 55, Muğla’ya ise 60 kilometre mesafede, Güney Ege’nin
kıyı rotasında doğayla iç içe konumlanan 180 haneli, yaklaşık 500 kişilik nüfusa
sahip Kultak’a ulaşıyoruz. Milas’ın son köyü olarak anılan bu yerleşim yeri, muh-
tarın aktardığına göre Orta Asya’dan göç eden Yörüklerin yerleşim noktalarından
biri olmuş. Bugün de sakinlerinin büyük çoğunluğunu Yörüklerin oluşturduğu
köy, yüzyıllara tanıklık etmiş.
Köyün geçmişine ve bugününe dair daha fazla bilgi edinebilmek için köy kah-
vesinde kısa bir mola veriyoruz. Muhtar Hüsnü Kayıkçı’nın yanı sıra, köyün eski
sakinleri de sohbetimize katılıyor, belleklere kazınmış anıları gün yüzüne çıkarı-
yorlar. Hüsnü Muhtar, hareketli bir geçiş güzergahında, Bodrum-Marmaris yolu
üzerinde yer almasının köye hareket kattığını belirterek söze başlıyor. Köyün ku-
ruluşuna ve ismine dair paylaştığı bilgiler ise, sabah köyün en yaşlılarından Selim
(Musluk) Amca’yla yaptığı sohbetten süzülüp geliyor: “Dedi ki, köyümüz vaktiyle,
bundan 500 yıl önce, küçük bir şehir gibi kalabalıkmış. Ancak bir gün, köyü kasıp
kavuran humma hastalığı neredeyse tüm nüfusu yok etmiş, geride kimse kalma-
mış. O dönemde Muğla’dan göç eden Yörükler, önce Ören’e, ardından Bod-
rum’a doğru ilerlerken buradaki sulak alanı konaklama yeri olarak seçmiş. İşte o
günlerden sonra bu bölge ‘Konak’ olarak anılır olmuş. Zamanla haneler artmış,
Zeytinköy ve Dalaman’dan gelenlerle köy yeniden canlanmış ve yıllar içinde adı
Kultak’a dönüşmüş.”
Köyün büyükleri, yıllar öncesine uzanan bir depremin izlerini hafızalarında
yeniden canlandırırken hararetli bir tartışmaya koyuluyorlar. Anıların sisli perdesi
aralanırken biri, çocukluk yıllarına dönerek anlatıyor: “Nenem, rahmetli, anlatırdı;
89’da büyük bir deprem olmuş burada, bu topraklar kaç canı yutmuş! O felaket-
ten geriye yalnızca bir kız çocuğu sağ çıkmış.” Sözlerinin yankısı daha dinmeden,
Milas’ın son köyü olarak
anılan Kultak, muhtarın bir diğeri araya girerek farklı bir hatırayı dillendiriyor: “Benim nenem de anlatırdı.
aktardığına göre Orta Rahmetligil eskiyi konuşurken derdi ki o depremde can kaybı olmamış, sadece
Asya’dan göç eden Yörüklerin birkaç ev yıkılmış.” 1889 yılında Bodrum ve çevresinde şiddetle hissedilen bir
yerleşim noktalarından biri
olmuş. Bugün de sakinlerinin depremin meydana geldiği bilinse de bu sarsıntının köyde nasıl bir yıkım bıraktı-
büyük çoğunluğunu ğına dair kesin bir kayıt bulunmuyor. Hafızalarda yer eden hatıralar, zamanın akışı
Yörüklerin oluşturduğu köy,
yüzyıllara tanıklık etmiş. içinde birbirine karışıyor.
262

