Page 47 - BizimKöylerimiz
P. 47
Köyün derin tarihine ve hikayelerine dair daha fazlasını öğrenmek istediğimizde
bizi 1956 doğumlu Fevzi (Türkmen) Abi’ye yönlendiriyorlar. Nenesinden dinledik-
lerini bize aktaran Fevzi Abi, geçmişe açılan bir pencere gibi. “Köy, başlangıçta
iki aileden oluşuyormuş,” diye başlıyor sözlerine ve devam ediyor: “Bunlardan
biri bizim ailemiz. Zamanında salgın hastalıklar yüzünden göçler yaşanmış, su
bulunan yerlere gidilmiş ama sonunda tekrar buraya dönülmüş ve düzen kurul-
muş.” Fevzi Abi, nenesinden dokumacılığın köye nasıl geldiğine dair hikayeler
dinlediğini de ekliyor: “Dokumacılığı Musevilerden, boyamacılığı ise Rumlardan
öğrenmişler. Halılar dokunurken yevmiye, ilmik sayısına göre verilirmiş. Günde
en az 40 ilmik atılması gerekirmiş. Nenem de böyle böyle öğrenmiş dokumacı-
lığı. Sonrasında öğrendiklerini köyde yaymışlar ve dokumacılık zamanla önemli
bir geçim kaynağı haline gelmiş.” Fevzi Abi’yi dinledikten sonra köyün tarihinin,
sadece topraklarında değil, nesiller boyunca anlatılan hikayelerinde de yaşamaya
devam ettiğini fark ediyoruz.
Dokumacılık söz konusu olduğunda, Milas halısını yaşatmaya devam edenleri
tanımadan köyden ayrılmak istemiyoruz. Muhtarın rehberliğinde, halıcılık gelene-
ğini sürdüren Fatma (Kara) Abla’yı evinde ziyaret ediyoruz. Duray Kara ile evlen-
dikten sonra Hasanlar Köyü’nden Karacahisar’a taşınan Fatma Abla, çocukluğun-
dan bu yana halı dokuduğunu söylüyor. “Eskiden kayınvalidemden kalma ağaç
tezgahlarımız vardı. Kızlar büyüyünce onu kaldırdık, yerine demir tezgah aldık.” Nenesinden dinlediklerini
diye anlatıyor. Halıları hiçbir zaman satmak için dokumadığını, sadece çocukları bize aktaran Fevzi Abi,
geçmişe bir pencere açıyor:
için yaptığını içtenlikle ekliyor. Bize önce gelini, ardından kızı için dokuduğu el ‘Köy, başlangıçta iki aileden
emeği, göz nuru halılardan bahsediyor. Fatma Abla, halılarında kullandığı ipleri oluşuyormuş. Bunlardan biri
bizim ailemiz. Zamanında
nasıl renklendirdiğini de bizimle paylaşıyor. Doğadan elde edilen kök boyalarla salgın hastalıklar yüzünden
yapılan bu geleneksel yöntemler, titiz bir işçilikle birleşip her bir halıyı sanat ese- göçler yaşanmış, su bulunan
rine dönüştürüyor. Dokumacılık ise kuşaktan kuşağa aktarılan bir hikaye olarak yerlere gidilmiş ama sonunda
tekrar buraya dönülmüş ve
Milas’ta varlığını sürdürmeye devam ediyor. düzen kurulmuş.’
43

