Page 51 - BizimKöylerimiz
P. 51
Son durağımız, Karacahisar’ın derin geçmişine tanıklık eden Nazife (Güney) Nazife Abla’nın anlattıkları,
Abla’nın evi oluyor. 1957 doğumlu olan Nazife Abla, “Burada doğdum, burada bir dönemin yaşamını
gözler önüne seriyor:
büyüdüm, burada yaşlandım.” diyerek köklerine sıkı sıkıya bağlı olduğunu belirtiyor. ‘Çocukluğumuzda okuldan
Nazife Abla’nın ağzından dökülenler, adeta bir dönemin yaşamını gözler önüne çıkınca hemen halının başına
oturtulurduk.. 60-70 kilo
seriyor: “Çocukluğumuzda okuldan çıkınca hemen halının başına oturtulurduk. 60- yapağı alınır, özel tarağıyla
70 kilo yapağı alınır, özel tarağıyla yıkanır, taranır, tararken de ellerimize iğneler yıkanır, taranır, tararken de
batardı. Biz eğirmezdik, yaşlılar eğirirdi, biz ise sarardık. Sonra kazanlarda ceviz ellerimize iğneler batardı.
Biz eğirmezdik, yaşlılar
yaprağı, palamut, hayıt yaprağıyla, toprakla boyardık.” Hüzünlü bir şekilde, “Gece eğirirdi, biz ise sarardık. Sonra
biraz uyusam da kalkıp halı dokusam, diye düşünürdüm.” diyor. Babalarının halıları kazanlarda ceviz yaprağı,
palamut, hayıt yaprağıyla,
alıp satmaya gittiği günlerin izlerini anlatırken, “Gençliğimiz böyle geçti bizim.” diye toprakla boyardık.’
ekliyor. Nazife Abla’nın sözleri, hem geçmişin zorluklarını hem de bu geleneksel
uğraşın yarattığı derin bağı anlatıyor. Her bir cümlede emeğin ve bağlılığın izleri-
ne rastlıyoruz. Anlatılanlar, Karacahisar’ın geçmişini ve halkının özlemlerini en saf
haliyle ortaya koyuyor.
Bir köyü daha ardımızda bırakırken geçmişin izleri ve beraberinde getirdiği zor-
luklara rağmen, o yıllara duyulan özlemle iç içe geçmiş bir huzur taşıyoruz. Hem
geçmişin hem de bugünün izlerini bir arada yaşama fırsatı sunan bir yolculuğu
daha böyle hislerle tamamlıyoruz.
47

