Page 56 - BizimKöylerimiz
P. 56
ÇAMKÖY
Yaklaşık 800 kişilik nüfusuyla, 400 hanesiyle ve iki mahallesiyle, Ören yolunun
ortasında yer alıp sırtını çam ağaçlarına dayamış yemyeşil bir durakta; Çam-
köy’deyiz. Doğal dokusuyla, konumuyla ve ulaşım kolaylığıyla Çamköy, sadece
ilgi görmekle kalmıyor, aynı zamanda göç de alıyor. Bize de bu köyün hikayesi-
nin peşine düşmek kalıyor; geçmişten bugüne çam ağaçlarının gölgesinde hayat
nasıl akıyor, kimler burada kök salıyor, neler değişiyor ya da aynı kalıyor, diye…
Kahvesi, okulu, camisi, muhtarlığı, bakkalı, evleri… Çamköy’de sanki her şey köy
meydanında toplanmış; iç içe geçmiş, birlikte yaşlanmış gibi. Meydandaki sami-
miyet, köy halkının da sesine, gülümsemesine, gözlerindeki ışıltıya sirayet etmiş.
Bu sıcak ortamın merkezinde, köyün kalbi gibi duran heybetli bir menengiç ağacı
var. Resmi olarak “anıt ağaç” statüsünde tescillenmemişse de kadim duruşu onu
zaten yaşayan bir hafıza olarak konumlandırıyor. Ağacın altındaki masalarda ve
çardaklarda oturan Çamköylülerden doğup büyüdükleri bu topraklara dair bildik-
lerini, anılarını, özlemlerini dinlemeye başlıyoruz.
Çınarın gölgesinden yükselen ilk ses Muhtar Mehmet Emin Soydan’a ait. Söze,
köyün geçim kaynaklarından başlıyor: “Eskiden, bizim küçüklüğümüzde, bu böl-
gede yıllarca tütünle uğraşılmış. Tütün, hayvancılık, zeytin... Ama tütün işi ağırdı,
zordu; o yüzden yavaş yavaş bırakıldı. Şimdi pek yapan kalmadı. Bir sulama koo-
peratifimiz vardı, onu tekrar faaliyete geçirdik. Bu sayede sulu tarıma geçiş baş-
ladı. Şimdi domates, biber, patlıcan, karpuz, kavun yetişiyor. Onun dışında yemlik
olarak mısır, yonca... Mısır birkaç yıl öncesine kadar hiç yoktu, şimdi hayvancılıkla
uğraşanlar ekiyor. Bunun yanında, ilk ürün olarak arpa, buğday, yulaf da ekilir.
Daha çok hayvan yemi olarak kullanılır. Zeytin de bir yıl var, bir yıl yok. Gençleri-
miz genelde havalimanında, Bodrum’da, santrallerde çalışıyorlar. Emeklilerimiz
de var tabii, belli bir kesim tarımla uğraşmayı sürdürüyor.” Muhtarın anlattıkları
Çamköy’de geçmişten bugüne emek odağının nasıl dönüştüğünü yansıtıyor.
Gölgesinde oturduğumuz çınar ağacının hikayesini de soruyoruz. Mehmet Emin
Muhtar, “Bu ağacın tarihini bilen yok. Ben diyeyim 500 yıl, siz deyin bin… Bizim
dönemimizde birçok kaymakam geldi geçti. Anıtlar Kurulu’na bildirelim dedik,
yazdık çizdik bir şeyler ama çok bir gelişme olmadı. Ama bizim gözümüzde
tabii ki bir anıt ağaç bu. Tehlike arz eden kısımları olursa çok oynamadan, zarar
vermeden belediyeye bakımını yaptırıyoruz. Bu ağaç hep burada olmuş ki köy
52

