Page 165 - BizimKöylerimiz
P. 165
“Buranın en sevdiğim yanı doğayla, tabiatla baş başasınız. Temiz hava… Köyümü Yere serilmiş
çuvalların üzerine
seviyorum.” Sazla, türküyle kurduğu özel ilişkiyi paylaşmadan geçemiyor: “Benim düşen zeytin taneleri,
babamın babasına türkü yakıldığını biliyorum. O yüzden türkülere aşinalığım var, ağaçlarda toplanmayı
çok severim. Bir dönem rahatsızdım; saza, türkülere olan düşkünlüğüm sayesin- bekleyen meyveler
olduğunun sessiz
de, bir de çiçeklerim sayesinde ayakta kaldım.” Sonra gülerek biraz hayretle biraz habercisi gibi.
da mahcubiyetle dedesinin hikayesini anlatıyor: “Dedem çok çapkınmış, ayran
gönüllü biriymiş. Onun ardından yakılmış bir türkü var: ‘Mandalı tarladan geçtin
mi, arpa orak biçtin mi, kimseyi beğenmezken Hasan’a düştün mü?’ Amcalarım
sanırım engel olmuş söylenmesine. Çok araştırdım ama tamamını bulamadım.”
Dinlediklerimizde bir yandan köyün çetin gerçekliğini diğer yandan kültürel bel-
lekten kalanları buluyoruz.
Son durağımızdaki vedalaşma seremonimizi tamamlayıp yola koyulurken Ünal
Abi’nin günlük uğraşlarına kaldığı yerden devam ettiğini görüyoruz. Yere serilmiş
çuvalların üzerine düşen zeytin taneleri, ağaçlarda toplanmayı bekleyen mey-
veler olduğunun sessiz habercisi gibi. Yoğunolukluları kendi gündelik telaşlarıyla
baş başa bırakıyor, bu köyün dingin ritmine saygıyla selam veriyoruz. Yol üstünde
kısa bir mola verip yeşilin her tonunu cömertçe sergileyen bu toprakların hatıra-
sını bir kareye daha sığdırmayı ihmal etmiyoruz.
161

