Page 246 - BizimKöylerimiz
P. 246

GÖ KBEL
















































                                                   taşıyan Fatma (Öztekin) Ana’nın evinin önü, ilk durağımız oluyor. Fatma Ana, geç-
                                                   mişe dalarak anlatmaya başlıyor: “Okumadım hiç, oğlak güttüreyim diye salmadı
                                                   babam. Oğlak, keçi, koyun, mal vardı o zaman. Ben ağladım okula gideceğim,
                                                   diye. Bozalan’a gidiliyordu okula. Burada bir sene okul açtılar, yine salmadı; ağ-
                                                   ladım. Benim biraderlerimin üçü de memur. Oğlan diye okuttu babam, okusam
                                                   ben onlardan daha iyi olurdum. Biraderlerle sofraya oturunca soru sorardı, ben
                                                   onlardan evvel cevaplardım. Onlar okumuş, cevaplayamıyor. Babam muhtardı,
                                                   çok katip darıldı babama, ‘Bu çocuğun hakkını niye yedin sen?’ diye. Evveli öyle
                                                   kızları okutan olmazdı. Konu komşu, ‘Senin gibi çocuk görmedik biz.’ derdi. Ben
                                                   ele müşkül olmazdım.” Fatma Ana’nın sözleri, sadece kendi geçmişini değil, bir
                                                   dönemin kaderini de gözler önüne seriyor. Okuma hakkı elinden alınan bir kız
                                                   çocuğunun içindeki öğrenme aşkı, yıllar sonra bile sönmemiş gibi…

                                                   Buralarda kadınlar ve kızlar için bir zamanlar vazgeçilmez bir meşgale olan doku-
                                                   macılık, Fatma Teyze’nin anlatımıyla dünü günümüze taşıyor: “Halı çok dokudum
                                                   ben; başladığımda belki beş yaşındaydım. Işık yok, fener yok… Önümü bile gör-
                                                   müyordum. Bizim günümüz halı dokumayla geçti.” Sabırla, ilmek ilmek örülen
                                                   bir geçmişe tanık oluyoruz sözleri sayesinde.
             80’ini çoktan geride bırakan
               Cevdet Amca, hastalığa
             rağmen bizi geri çevirmiyor           Fatma Anne’nin sohbeti öylesine sıcak ve içten ki onunla bir de köyün geçmişini
               hatta sohbete gönülden
                eşlik ediyor. ‘Sorun siz,          kurcalamaya karar veriyoruz. O da nerdeyse kültürel bir miras diyebileceğimiz
                hafızam yerinde, cevap             kuşaktan kuşağa aktarılan bir efsaneyi anlatıyor: “Nenem anlatırdı, bura evveli
                  verebilirim.’ diyerek
              belleğinin sağlamlığının da          dümdüzmüş. O zaman deprem gibi bir şey oluyor, bel oluyor burası. Ondan
                      altını çiziyor.              Gökbel diyorlar buraya. Orada yaşayan bir tane gelin kalmış; herkesin altınını top-





            242
   241   242   243   244   245   246   247   248   249   250   251