Page 284 - BizimKöylerimiz
P. 284

ULAŞ




                                                   duruyor karşımızda. Köy yaşamının avantajlarını ise bir annenin gözünden anla-
                                                   tıyor: “Çocuklarım tavukları kucaklayıp götürdüklerinde mutlu oluyorum. Hatta
                                                   şaşırıyorum. Ben normalde korkarım, tutamam tavuğu ama kızım maşallah, öyle
                                                   tutup kucağında götürüyor.” Köyde doğayla kurulan bağı özetliyor.

                                                   Bahçedeki, zamana direnen ev dikkatimizi çekiyor. Öğreniyoruz ki burası Gönül
                                                   (Günay) Teyze’nin eviymiş. 1983’te Ulaş’a gelin gelmiş. Geçen yıllarda nelerin
                                                   değiştiğini konuşuyoruz: “Tütün, zeytin... Biz de yaptık. Suyumuz geldi, düğün
                                                   salonlarımız yapıldı. Daha güzel oldu. Kayınvalidemgiller Milas’tan ev almıştı ama
                                                   biz köyde oturmayı istedik.” Hem Bahar’ı hem Gönül Teyze’yi düşününce aklımı-
                                                   za, “Gelin, kaynana toprağından olurmuş.” sözü geliyor. Misafirperverlikleri için
                                                   kendilerine teşekkür ederek vedalaşıyoruz.

                                                   Ara sokaklarda yürürken bir bahçede hareketlilik fark ediyoruz. Yaklaşıyoruz…
                                                   Bahçedeki kişi 1936 doğumlu Nahide (Kışla) Anne. Neredeyse 90 yaşında ama
                                                   hâlâ ayakta, hâlâ bir şeylerle meşgul... Eskileri gülümseyerek anlatıyor: “Rençber-
                                                   lik ettik… Çift sürdük, harman kaldırdık, tütün diktik, zeytin silktik, çapa çapaladık,
                                                   her şeyi yaptık çocuğum. Ama artık… Çalışmıyorum gari.” Eskilerden aklında
                                                   kalanları merak ediyoruz. Anlatacak çok şey yokmuş gibi, hafifçe başını sağa sola
                                                   sallayıp cevaplıyor: “Anlatmazlardı yavrum. Bilmem nerelerden gelmişler, otur-
                                                   muşlar buralarda eskiler. Onlar bile bilmez nereden geldiklerini.” Nahide Anne’nin
                                                   sözleri geçmişin bilinmezliğini fısıldar gibi. Demek ki bazı hikayeler belleğin dışına
                                                   taşınmaya meyilli.



















































            280
   279   280   281   282   283   284   285   286   287   288   289