Page 136 - BizimKöylerimiz
P. 136

PİNARKÖY




















                                                   800 yıllık geçmişiyle hâlâ dimdik ayakta duran camisi, yol boyunca karşımıza
                                                   çıkan taş sarnıçları ve yalnızca kalıntılarını görebildiğimiz eski hamamıyla tarihin
                                                   sessizce soluklandığı bir durak Pinarköy. Pînar ağacı da bu köyün hem adını taşı-
                                                   dığı hem de bereketini sunduğu bir simge.


                                                   Elimizdeki bilgi kırıntılarını derinleştirmek, köyün belleğinde saklı kalmış izleri gün
                                                   yüzüne çıkarmak üzere Pinarköy’ün yolunu tutuyoruz. Bizi, köyün azalarından
                                                   Mustafa (Kıvrak) Abi karşılıyor. Bu kez, önceki ziyaretlerin aksine, sohbetten önce
                                                   bir keşfe çıkıyoruz. Köyün tarih kokan taş sokaklarını adımlayıp zamanın katman-
                                                   larında geziniyoruz. Köy kahvesine doğru yol alırken yol kenarında karşılaştığımız
                                                   eski bir taş yapı ilgimizi çekiyor. Hayvan yeminin kırıldığı, köylülerin “yemhane”
                                                   dediği bu yapının kapısını açan Ali Faik (Yakar) Hoca’yla tanışıyoruz. Bize bu ge-
                                                   leneksel işleyişin inceliklerini gösteriyor. Sonrasında hep birlikte kahveye geçiyor,
                                                   hem yorgunluğumuzu atıyor hem de yeni hikayelerin peşine düşüyoruz.

                                                   Çaylarımız geldiğinde biz çoktan masada yerlerimizi almış oluyoruz; sohbetin
                                                   sıcaklığında kaybolmaya başlıyoruz. İlk sözü Ali Faik Hoca alıyor; sesi, geçmişten
                                                   bugüne uzanan bir köprü gibi: “Büyüklerimiz anlatırdı: Aydın’ın ilçelerinden birin-
                                                   den, Atçalı Mehmet Çavuş adında bir zatımuhterem varmış. Milas’tan bu taraflara
                                                   gelirken, ‘Hangi köyde pînar ağacı yeşerirse ben oraya yerleşirim.’ demiş. On kadar
                                                   köye dikmiş; hepsinde kurumuş, sadece burada yeşermiş. İşte köyün adının Pinar
                                                   olması da bu hikayeye dayanır.” Bu sözlerinin ardından pînar ağacının neden bu
                                                   kadar kıymetli olduğunu da anlatıyor: “Sanıyorum 1930’lu yıllarda, kıtlık zamanlarında
                                                   bu ağacın meyvesi un gibi öğütülürmüş, bu undan ekmek yapılırmış. Çok sağlam
                                                   bir ağaç. Yaprakları ve dalları bile besleyici; enerji ve protein değeri oldukça yüksek.
                                                   1996-2000 yılları arasında içerdiği besin değerlerini öğrenmek için Ege Üniversite-
                                                   si’ne örnek götürdüm. Orada palamut üzerine araştırma yapan bir hocayla tanıştım.
                                                   Hayvan beslemede ve deri sanayisinde kullanıldığını söyledi. Bir de ağacın kök saldığı
                                                   zeminden söz ettik. ‘Bazı ağaçlar, sağlam toprakta çok daha verimli olur.’ dedi. 3-5
             Camisi, sarnıçları ve yalnızca        yıl sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’nden bir ekip geldi, deprem üzerine araştırma
              kalıntılarını görebildiğimiz         yapacaklardı. Beni de davet ettiler ama gidemedim.” Sözlerinde hem bilgelik hem
                eski hamamıyla tarihin
               sessizce soluklandığı bir           de bir ağacın kudretine duyulan derin saygı saklı…
             durak Pinarköy. Pînar ağacı
                da bu köyün hem adını
              taşıdığı hem de bereketini           O esnada Mustafa Abi söze karışıyor ve paylaşılan bilgileri çoğaltıyor: “Pînar
                  sunduğu bir simge.               ağacı, bu bölgedeki en sağlıklı biyolojik yapı.” diyor. “Eskiden pek çok ihtiyacımızı





            132
   131   132   133   134   135   136   137   138   139   140   141