
Yeniköy Kemerköy Enerji tarafından düzenlenen ‘Topraktan Geleceğe: Arıcılık ve Maden Rehabilitasyonu Çalıştayı’nda, maden sahalarının arıcılığın geleceğine destek olacak şekilde rehabilite edilmesi ele alındı. Bilim insanları, arıcılık uzmanları ve yerel üreticileri buluşturan çalıştayda, arı dostu bitki türlerinin kullanılması, yıl boyunca nektar ve polen kaynağı sağlayacak yaşam alanlarının oluşturulması ve arıcıların rehabilitasyon süreçlerine katılımı değerlendirildi.
Yeniköy Kemerköy Enerji ile Milas Ziraat Odası iş birliğinde düzenlenen ‘Topraktan Geleceğe: Arıcılık ve Maden Rehabilitasyonu Çalıştayı’ Milas Ziraat Odası’nda gerçekleştirildi.
Milas ve Muğla’da önemli bir üretim alanı ve köklü bir yaşam kültürü olan arıcılığın geleceğine katkı sunmayı amaçlayan çalıştayda, maden sahalarının ekolojik ve ekonomik açıdan işlevsel alanlara dönüştürülmesinde arıcılığın üstlenebileceği rol ele alındı. Arıcıların bilimsel ve uygulamaya dönük bilgilerle buluştuğu etkinlikte, saha deneyimleri ve dünyadaki iyi uygulama örnekleri de paylaşıldı.
Çalıştaya Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Botanik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Hacettepe Üniversitesi Arı ve Arı Ürünleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Aslı Özkök Saban, Tarım Yazarı Mine Ataman, Milas Ziraat Odası Başkanı Kahraman Akar ve Yeniköy Kemerköy Enerji Orman Mühendisi Şevket Ufuk Kuloğlu konuşmacı olarak katıldı.
Rehabilitasyonun hedefi işleyen bir ekosistem kurmak
Çalıştayda “Maden Sahalarının Ekolojik Rehabilitasyonunda Arıcılık ve Nektarlı Bitkilerin Rolü” başlıklı bir sunum gerçekleştiren Prof. Dr. Aslı Özkök Saban, rehabilitasyonun alanları yeşillendirmenin ötesinde ele alınması gerektiğini belirterek, “Rehabilitasyon çalışmalarında bitki çeşitliliğini, nektar ve polen kaynaklarını, arıları ve diğer tozlaştırıcıları destekleyen işlevsel ekosistemler oluşturmalıyız. Farklı dönemlerde çiçeklenen nektarlı ve polenli bitkilerin planlı biçimde kullanılması, arı kolonilerinin yılın mümkün olan en uzun döneminde beslenmesine imkân verir. Bu yaklaşım sürdürülebilir arıcılığı desteklerken biyolojik çeşitliliğin yeniden kazanılmasına da katkı sağlar. Böylece rehabilite edilen maden sahaları, arılar, diğer tozlaştırıcılar ve bölgedeki arıcılık faaliyetleri için değer üreten alanlara dönüşebilir” dedi.
Mine Ataman: “Madenden sonra hayat da geri dönmeli”
Muğla’nın çam balı başta olmak üzere sahip olduğu bal çeşitliliğinin Türkiye’nin arı ve bal haritasında önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Tarım Yazarı Mine Ataman, “Milas ve Muğla için arıcılık bir üretim faaliyetinin ötesinde bir yaşam biçimi, kültür ve bu toprakların hafızasıdır. Arıların sunduğu değer de balın çok ötesindedir. Dünyadaki gıda ürünlerinin yaklaşık yüzde 75’i en azından kısmen tozlaşmaya ihtiyaç duyuyor. Arılar ve diğer tozlaştırıcılar, tarımsal üretimin görünmeyen ordusudur” diye konuştu.
Maden sahalarını yeniden yaşama kazandırırken arılar için de yaşam alanları oluşturulabileceğini söyleyen Ataman, “Rehabilitasyon planlarında yerel ve arı dostu bitkilere yer verilmeli, farklı mevsimlerde çiçeklenecek bitki kuşakları kurulmalı, su kaynakları korunmalı ve doğal yuvalama alanları bırakılmalıdır. Başarıyı dikilen ağaç sayısının yanında geri dönen bitki ve tozlaştırıcı türleriyle, arıcılığa kazandırılan yeni alanlarla da ölçmeliyiz. Enerji ve sanayi için madenlere, gıda üretimi ve biyolojik çeşitlilik için arılara ihtiyacımız var. Önemli olan doğru madencilik, etik rehabilitasyon ve yaşayan bir ekosistem kurabilmektir. Milas’ta bunu başarabilirsek, madenden sonra toprağın yanı sıra hayatın da geri döndüğü güçlü bir model ortaya koyabiliriz. Ülkemizde üretilen bal ürünleri Türkiye’nin küresel ölçekte önemli markları arasına girebilir” dedi.
Şevket Ufuk Kuloğlu: “Rehabilitasyon süreçlerinde yerel arıcılarımızın görüşlerinden yararlandık”
Yeniköy Kemerköy Enerji Orman Mühendisi Ufuk Şevket Kuloğlu, Hüsamlar’daki rehabilitasyon çalışmalarını ekolojik ve ekonomik sistemin yeniden kurulması hedefiyle yürüttüklerini ifade ederek, “Maden rehabilitasyonunda arı habitatı kurmak, arıların ve arıcıların ihtiyaç duyduğu yaşam alanlarını yeniden oluşturmak, ekolojik ve ekonomik işlevi bulunan doğal koridorlar meydana getirmek demektir. Hüsamlar’daki çalışmaları değerlendirirken dikilen ağaç ve bitki türlerinin büyüklüğünün yanında, doğal yaşamın ve yerel üretimin yeniden güçlenmesini de dikkate alıyoruz. Sahada yerel arıcılarımızın görüşlerinden yararlanarak çeşitli çalışmalar yürüttük. Ortak akılla birlikte ürettiğimizde daha sürdürülebilir sonuçlara ulaşacağımıza inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Kahraman Akar: “Yerel üreticinin bilgisi sahaya yansıtılmalı”
Milas Ziraat Odası Başkanı Kahraman Akar ise arıcılığın Milas’ın tarımsal üretimi ve kırsal ekonomisi açısından taşıdığı öneme dikkat çekti:
“Arıcılık, Milas’ın üretim kültürünün ve kırsal ekonomisinin temel unsurlarından biridir. Arıcılarımız bölgenin bitki örtüsünü, çiçeklenme dönemlerini ve arıların ihtiyaçlarını uzun yıllara dayanan deneyimleriyle çok iyi biliyor. Bu birikimin rehabilitasyon planlarına yansıtılması büyük önem taşıyor. Yerel bitki türlerinin korunması, yıl boyunca devamlılık sağlayacak nektar ve polen kaynaklarının oluşturulması, arıcılarımıza yeni üretim alanları kazandırabilir. Bilimsel bilgi, saha uygulamaları ve üreticilerimizin deneyimi bir araya geldiğinde Milas için kalıcı ve örnek bir çalışma ortaya çıkacaktır.”